Zoraki Genel Başkan Buyurdu: “Gençler Barış İstiyor!” / Mustafa YILDIRIM

Zoraki Genel Başkan Buyurdu: “Gençler Barış İstiyor!”

Genç öğretmenlerin ilk işiydi. Güneydoğu’nun o yoksul küçük köyündeki küçücük okulun bir odasındaydılar. Gençler geldiler; öğretmenleri keleşnikoflarıyla tarayıp öldürdüler. Keleşnikoflu “gençler barış istiyorlar!”

Mühendislerin de kimliklerine baktılar ve silahla tarayıp öldürdüler. O “gençler barış istiyorlar!”

Gençler köye girdiler; evi ateşe verdiler. Anne ve çocukları yaktılar. Yakarken “gençler barış istiyorlar!”

Servis otobüsünü bombayla uçurdular. Çocuklar öldü.

“Gençler barış istiyorlar!”

Silahsız yedek subay öğrenciler, Tuzla istasyonunda öldürüldüler. Gençler geldiler ve o beş genci öldürdüler.

“Gençler barış istiyorlar!”

Madımak’ta İslam inkılâpçılarının “kıyam” ve kıyım günüydü. O sıralarda 300 genç İran sınırından girdiler ve Sivas yakınlarındaki yaylaya tırmandılar ve köylüleri kurşuna dizdiler.

“Gençler barış istiyorlar!”

Minibüs kalkmak üzereyken bombayla yerli-yabancı yolcular öldü.

Bombayı atan “gençler barış istiyorlar!”

“Dersim’den bin Km uzakta, Ege kıyılarında, Genç Memetler (“O birkaç Hüseyin”den daha çokturlar) otobüsteydiler. Silahları da yoktu. Gençler yolda bombayı patlattılar. Memetleri öldürüyorlar!

Öldüren “Gençler barış istiyorlar!”

Daha nice silahsız, korumasız insanı öldürerek “Gençler, barış istiyorlar!”

***
Gençlerin temsilcileri, Oslo’da devleti ele alan yöneticilerle pazarlıktaydılar.

Zoraki Genel Başkan, “Barış olacaksa Öcalan’la da görüşülebilir!” diyordu.

Onun zoraki elemanı, keleşnikofların güvenlik ortamında ve “derenin şırıl şırıl suları” eşliğinde uyuyup düze iniyor; “Dersim milletvekili” olduğunu vurgulayarak “Dağları özlemişim” diyor; “sırtımdaki gerilla gömleği” diyor!

Zoraki Genel Başkan da “Dersimli Başbakan olacağım bir diyeceğin var mı?” diye tutturmuştu.

Onun zoraki elemanı, kendisini dağa kaldıranlarla duygulanmış; “Gençler barış istiyor” demekten kendini alamıyor!

Daha birkaç ay önce “Öcalan’la görüşülebilir” diyen Zoraki Genel Başkan da zoraki elemanının görüşlerine katılıyor; ama birden çark edip “Oslo’nun hesabını daha veremediniz!” diyor.

Kimi Oslo’da görüşüyor!

Kimi Almanya’daki “Dersim Platformu”nda görüşüyor!

Kimi de kim bilir hangi derede!

***
Zoraki Genel Başkan, Nakşîlerin önde gelenlerinden biriyle Umre Arabistan’a gideli yıllar oldu.

Belikli Nakşi feyzi kapmış. Daha dün o ünlü kebapçıya toplamış “demokrasi” aşığı “barışsever” şeyh-hoca biatçilerini; fetva üstüne fetva veriyor.
“Hz. Muhammed en büyük devrimcidir” diyor; “Dini büyük ölçüde şekle indirgedik. İslam’ın özü barıştır” diyor ve ekliyor:

“Barışın dilini konuşmalıyız. Barışın dilini konuşunca ‘Bunlar PKK’lı’ deniliyor. Bu olmaz.”

Zoraki Genel Başkan öyle diyorsa öyledir!

Zoraki eleman, “Dersim… Katliam… Atatürk…” deyince “çılgın”a dönen, TV kamerası önünde bağırıp çağıran şimdinin taze CHP yöneticileri de “gençler barış istiyor” diyen o zoraki elemana “manevi” güç veriyorlar.

Bayramlık ağzını açan açana!..

Sanıyorlar ki bu devran böyle sürer!

“Barışın dili” bakalım kıvrılıp daha nerelere girecek!

Bakalım daha kimler “gerilla gömleği” giyecek!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...