Suriye’yi izlemek ve Nikaragua’yı hatırlamak!

Suriye’yi izlemek ve Nikaragua’yı hatırlamak!

Sandinistler 19 Temmuz 1979’da başkent Managua’ya girdiler. 18 temmuz 2012de Suriye’de bir bomba patladı ve Suriye’nin önemli devlet adamları hayatını kaybetti. Bu arada ‘Özgür’ Suriye Ordusu patlamayı üstlenirken, Şam’daki bomba eylemi yeni yeni ortaya çıkan paramiliter grupların işi değil, bir CIA/MOSSAD operasyonuydu.

Bombalama eylemi ABD Savunma Bakanı ve eski CIA başkanı Panetta tarafından “Suriye ‘muhalif’leri için ‘zamanı geldi’’ sözcükleriyle alkışlandı… The New York Times, 19 temmuz günü baş sayfadaki makalede, ‘muhaliflerin’ bombalamada ki ‘maharetlerini’ övdü. Beyaz saray ve Dış İşleri de bombalama eylemini onaylayan demeçler verdi.

Gerçek bir devrim hareketi için Washington veya New York politik elitlerinden ve onlara bağlı basın yayın kuruluşlarından onay almak mümkün müdür?

19 temmuz aynı zamanda gerçek bir devrimin, Sandinista Milli Kurtuluş Cephesi (FSLN)nin öncüğünde yapılan devrimin 33. Yıl dönümüdür.

O zaman ne Kongre koridorlarında ne de yaygın medyada Nikaragua devrimci hareketi için tek kelime alkış yoktu. Carter yönetimi, Nikaragua’yı 40 yıl yöneten Somoza faşizmine karşı direnen sandinistlerin iktidara ele geçirmemesi için büyük çaba göstermişti. Sandinistler’in savaşçı ruhu, örgütlülüğü ve fedakarlığı Somoza diktasını yıktı.

Somoza’nın ABD beslemesi silahlı gücü ile savaşan sandinistlerin başarıları da küresel basında yer almadı. FSLN direnişçileri için alkışlayan makaleler yazılmadı, silahlı faşist güçle, dışardan yardım almadan yaptıkları kahramanca direnişteki yetenekleri yazılmadı.Tam tersine elit çevreler taktiksel olarak basında farklı yorumlarla boy gösterirken, daha ilk günden beri esas hedefleri sandinist hareketini yok etmekti…

10 temmuz 1979’da New York Times gazetesinde bir makale, ‘Nikaragua’nın kaderinde son belirleyici gücün’ ABD olduğunu açıkça yazdı. Carter yönetiminin, ‘ Somoza’nın gidişini, yalnızca gelecek olan rejimin ABD yi tatmin edecek bir politik programı olması halinde’ kabul edeceğini yazdı. ABD Somoza’yı, içerdeki muhalif unsurları ‘nötralize’ edene kadar kalması konusunda ikna etti.

Temmuz 1979’a kadar, iki buçuk milyon nüfuslu ülkede, 50 bin sivil, Somoza silahlı kuvvetleri tarafından öldürüldü. Ülke harabeye döndü. Ama Carter yönetimi iç savaşın uzayıp gitmesine göz yumdu: Amacı Orta Amerika’da hakimiyetini sürdürmekti.

Sandinista iktidara gelip ABD’ye kafa tutunca, Nikaragua halkı 10 yılı aşkın süre ölümle cezalandırıldı. ABD; Somoza’nın ülkenin hazinesini sırtlayıp kaçmasına da göz yumdu!

O günden sonra Amerika’nın en fakir ülkelerinden biri olan Nikaragua ardarda yaptırımlara maruz kaldı. Ülkenin tek limanı ABD deniz kuvvetleri tarafından mayınlandı ve 1985’de ülke tümüyle ambargo kapsamına alındı.

CIA tarafından fonlanan karşı devrim çetesi Contras hareketi ortaya çıktı. Ve 50 bin sivil iç savaşta kıyıma uğradı. Contra çeteleri katlettiler, tecavüz ettiler yok ettiler, doktorları, hemşireleri öğretmenleri öldürdüler, sağlık ocaklarını okulları kooperativleri yaktılar. Contra liderleri ABD Kongresi ve ABD siyasileriyle gezip eğlendiler…

Bugün CIA ‘Özgür’ Suriye Ordusu’nu ve operasyonlarını silahlandırıyor, fonluyor , silahlandırılmaları için uğraşıyor… (NY Times, 21 Haziran , 2012) ABD istihbaratı ve Ortadoğuda eski sömürgeci müttefikleri İngiltere ve Fransa ve İsrail şüphesiz ellerinden geleni yapıyor.

Suriye kaçkını bir takım şahıslardan oluşan ‘Suriye Ulusal Konseyi’, bugün ABD ve müttefikleri tarafından , Suriye’nin sıradaki hükümeti olarak görülüyor. Amerikalı liderler, silahlı ‘Suriye muhalifleri’nin yüzde yüz arkasındalar… Sebep; Nikaragua’da Sandinist devrime karşı Contra katillerine verdikleri destekle aynı. Suriye’deki silahlı ‘muhaliflerin’ başarısının kendi başarıları olacağından ve ortaDoğu’da ABD hakimiyetinde büyük bir adım atılacağından eminler.

Richard BECKER
Global Research

Bunlar da hoşunuza gidebilir...