SON VELİ MÜNİR DERMAN’DAN Ramazan’a Özel ..

Dünyaya niçin geldiğini anlayan sözün doğruluğunu derhal anlar,Abdest nedir? Niçin emrolunmuştur?

 

Temizliktir. Su bulunmazsa teyemmüm yapılır. O halde temizlik değildir. İslâmın tarif ettiği temizliği olmayan abdest alamaz. (İslami temizlik nedir? Hakkın emirlerine itaat, yasaklarını yapmamak, vücuda dıştan içten haram sokmamak, yalan söylememek…) O halde abdest nedir? Niçin alınır ve niçin emrolunmuştur.

 

 Abdeste başlarken besmele çekmeyen kişi için abdest yoktur.

 

 1- Abdest evvelâ şahitli bir niyettir.

 

Niyet: Allah’a karşı söz vermedir. Bir mukaveledir.

 

Şahit: Görünen maddi bir şahit. Görünmeyen iki şahit muvacehesinde

 

Allah’a fiili olarak söz verme abdest almaktır.Haktan bir nevi izin için hazırlanmaktır. Güçleriyle insanda görünen,Hakkın kudretlerini kullanmaya hazırlanmaktır.Görünen şahit: Ceset, su veya toprak… Görünmeyen şahitler: Hafaza Melekleridir.Allah ile temas, alış veriş, konuşma, sözleşme, ancak abdest aldıktan sonra mümkündür. Yoksa edep dışıdır. (Kul) işi değildir. Ama niçin diğer dinlerde abdest yoktur. Hak bunu niçin emretmiştir, esas sır buradadır. Bu sırrı bilirsen, sezersen abdestsiz: Yeme, içme, konuşma, yemek pişirme, çocuğa süt verme. Bunları tatbik çok zor gelir. Fakat alışırsan o kadar da kolaydır. Herkes bunu yapsaydı: Haram diye bir şey konuşulmazdı. O zaman İslâmda haram olanın diğer dinlerde haram olmamasının sebep ve sırrını anlarsın…

 

 O zaman yine Resulüllahın niçin:

 

“Son Peygamber olduğunu” “Habibullah olduğunu”, “Rahmetellil Alemin olduğunu”, “Miraca niçin teşrif ettirildiğini”, “Namazı niçin miraçta, arada vasıta olmadan kendisine emrolunduğunu” bütün uçsuz bucaksız kainatın onun yüzünden yaratıldığını anlarsın… Abdesti bozan şeyler vardır bilirsiniz. Hakka verdiğin söz hükümsüz kaldığı için abdest bozulur. Bu ne demektir. Söz verme şu: Ayetteki gizli manâ… O manâ nedir? Ellerimden, yüzümde ne varsa o uzuvlardan, düşüncemde ne varsa onlardan, ayaklarımdan senin sevmeyeceğin şeylerden, işlerden kendimi koruyacağım, iradem haricinde olanlardan sen beni koru Yarabbi… Sana secde yapacağım demektir. Ruhen miraç istiyorum demektir. Abdesti bozan şeyleri düşün… Hepsi irade dahilinde olanlardır. Verdiğin söz, Hak ile yapacağın mukavele bozulmuş hükümsüz kalmıştır. Ondan, tekrar abdest almak lâzımdır.Senin verdiğin nimeti rızkı yiyeceğim. Her şeyi ondan yarattığın suyu içeceğim. Nimetlerini hazırlayıp pişireceğim. Evlâdıma süt vereceğim. Bunların hepsi abdestli olarak yapılır… (Konuşma=Kelâm) senin yerine (Kul) olarak konuşuyorum yine abdestli olmak lâzımdır. Amma böyle olmazsa ne olur. Günâh mıdır? Hayır… Böyle olmak başka türlü (Kul) olmak demektir…

 

 Resul-ü Ekrem’e her zaman abdestli bulunması emrolunmuştur. Abdestsiz konuşmazlar, ağızlarına birşey almazlardı. Şimdi hemen diyeceksiniz ki o peygamberdi. Evet… Ama bizde onun ümmetiyiz… Değil mi… O halde… Sen düşün ne demek istediğimizi…Resul-ü Ekrem’in yolunda yürümek evvelâ ceseden sonra ruhendir.

 

Ceseden abdest, namaz, oruç. Ruhen de sen düşün onu. Bunu söylemek bana düşmez. Sana hakaret olur, günâha giremem.Resul-ü Ekrem her sahabe ile konuşurdu. Ona malum olurdu.Namaz abdesti olmayan sahabenin elini tutmazdı. Büyük insanlar bilirim. Abdesti olmayana ellerini vermezlerdi. Bir gün Rahmetullahi Aleyh hocama namaz abdestsiz gittim. Yanına yanaşacağım zaman. Sakın konuşma, git, abdest al gel. Beni deniyor musun diye yüksek sesle bağırdı. Onlar herşeyi bilirler. Fakat yüze vurmazlar…

 

Hakkın mükâfatını bizzat kendim vereceğim dediği oruç var ye abdeştli olmalıdır. Diğer ibadetlerin mükâfatını başkası mı veriyor? O mükâfat nedir?

 

Cesedi midir? Ruhi midir? Onu bir bilsen bütün günlerinin oruçlu olmasını istersin. Amma o da bir bakıma doğru olmaz. Oruçta Allah’ın kuluna vereceği en büyük mükâfat gizlidir. Fakat oruç yalnız yememek, içmemek, cinsi temas yapmamak değildir… Abdeştli olmak lâzımdır. Yalan, haram, hiddet, küfür, kalp kırma, sinirlenme…Dedikodu. Böyle olan oruç, oruç değildir. “Aç durmak”tır, bunun mükâfatı yoktur. Hakkın emrini güya yerine getiriyoruz. Allah hatalarımızı bağışlasın. Mağfiret, buyursun…(Maide Suresi) abdest âyeti “5/6”: Medine’de emrolunmuştur. Ondan sonra namaz beş vakit olarak tesbit edilmiştir. Ezan hicretin birinci senesi meşru olmuştur.Resul-ü Ekrem, abdest âyeti gelmeden evvel Mekke’de sabah ve akşam namaz kılarlardı. Ellerini ve ağzını yıkarlardı. Ve bu abdest benden evvelki Peygamberlerin abdestidir. Buyurmuşlardır. Abdest kelimesi farsçadır. Ab = Su Dest =El Sulu el. El ile su al manasınadır.

 

Abdest bir de dilimizde defi hacet manasına kullanılır. Doğru olmamakla beraber “Abdestim” var. Yani helaya gideceğim. Veyahut (Abdest bozacağım) demekle de habersiz şunu söylüyoruz; ben daima abdestliyim abdesti bozacağım, tekrar abdest alacağım manasını taşımaktadır. ki, bu insanın daima abdeştli olmasını, sessiz sözsüz haykırmaktadır.Tekrar edelim. “Helaya gideceğim” suya ihtiyacım var demektir. Bu söz aynı zamanda habersiz abdestin lüzumlu farz olduğunu ilân eder. Arapçada “Vuzuu” kelimesi abdest almanın mukabilidir. Vücuttaki azaları yerli yerine hazırlamak, koymak demektir.

 

Abdest âyeti Medine’de nazil olmuştur. (Maide Suresi 5/6) Ayeti kerimede “Gasele” yıkamak lâfzı kullanılmıştır.

 

l- Yüzünüzü yıkayınız.

 

2- Ellerinizi dirseklere kadar yıkayınız.

 

3- Başınızı da meshedin.

 

4- Ve ayaklarınızı da aşık kemiklerine kadar yıkayınız.

 

Bu dört şeyin yıkanması ve meshedilmesi (Vuzuü) dur. Bu uzuvları yerli yerine “vaz” etmek koymak, hazırlamak demektir. Abdestsiz kimse (Nas)’dır. Lâalettayin bir insandır. Abdestli insan (Mümin)’ dir.

 

Yani her an huzura çıkmaya hazırdır. Abdestsiz mümin değildir demek değildir. Dikkat et. Burası öyle kolay anlaşılır lâkırdı değildir. Kendinde gizli olan imânım izhar için abdest alması, yani Ademiyetini izhar ve kendi kendine fiili olarak tasdik içindir. Melekler “Ademiyet’e secde ettiler. Cesede değil…Su ve topraktan yaratılan cesedini göstermesi lâzımdır.”Ayet” vücutta yaktığım bir şule olan ruha “FAGSİLÜ” emirdir. O zaman abdest alacağın zaman sesli olarak: Suya daha dokunmadan: Euzübillahimineşşeytanirracim diyerek insaniyetten ayrılıp, yani (Nas)’lıktan ayrılıp, “Ademiyet” tarafına fiili olarak ceset sokulur. Eller yıkanır. Ağıza su verilir. Sonra tekrar ellere başlarken Bismillah söylenir. Yani suya temas ettiğin zaman…Abdest hakkında diğer bildiğin hususlar “ilmihal” kitaplarında var onları muhakkak bilmen lâzımdır.

 

 Şimdi burada çok dikkatli dinle, birşey anlatacağım bilgi için: Fizikte ve kimyada bir madde başka bir hale tehavvül ederken hacmi büyür. Bir damla su, buhar olurken “Avakadro – Amper” kanununa göre, 24 hacim buhar olur. Mesela: Bir kilo su, buhar olduğu zaman koskoca görünür,bir bulut olduğunu farzedelim. Bu bulutun ağırlığı yüz gramdır, eğer bulutu tartabilirsek…Bin gram su buhar olup, bulut olduğu zaman yüz gram olmuştur.Bu yüz gram bulut yağmura tahavvül ederse onbin gram su olur.Eğer yüz gram bulut kar olursa beşbin gram kar olur.Bu kar yani beşbin gram kar, su olursa onbeşbin gram su olur. Fizik,kimya bilmezsen bu hadise karşısında bocalar kafan durur.Bu ne demektir bilir misin? Tahavvül ve tahvildeki Hakkın güçlerinin görünüşüdür.Tahavvül “Tahvil” başka şekle girmek, fakat aslını kaybetmemektir.Tahavvül devamlıdır. Tahvil = Murattır.Yağmura onun için “Rahmet” ismi verilmiştir. Bir damla su bir kaya kovuğuna girse, buhar olsa kayayı çatlatır. Bir gemiyi yürütür….Bir damla su buhar yani hava olarak otomobil lastiği içine girerse tonlarca yükü taşıyacak kuvvet ve kudret ortaya çıkar…Daha anlatmıyorum… Bu heybet ve değişmeyen Allah Kanunu’nun karşısında… Sen düşün…Abdest aldıktan sonra mümkünse havlu ile ıslak yerlerini kurulama…Bırak vücudun o suyu emsin, vücudun sıcaklığı onu tekrar buhar yaparken semaya yükselsin, sonra rahmet olmak için buhar, bulut olsun.Yağmur duası nedir bilir misiniz?..Yağmur duasındaki abdest alma da bambaşka bir abdesttir.Artık biraz da siz anlayın…Suyu ve havayı kirletmek İslâmda haramdır.Allah’ın suya ve havaya verdiği güçlere hakarettir. Burada bir şeyi hatırlatıp bitireceğiz.Su içine büyük ve küçük abdest bozmayınız. Kedi ne yapıyor dikkat ediniz…Kedi yürürken bile ıslak yere basmaz. Ateş üzerine idrar yapmayınız.

 

   NOT: Yukarıdaki yazı  Münir Derman’ın   “ALLAH DOSTU DER Kİ…

 

YAZILMAMIŞ SIRLARIN İLKİ,YAZILACAK SIRLARIN SONU 1. CİLT” isimli kitabından alınmıştır.

MÜNİR DERMAN

FBKG

Bunlar da hoşunuza gidebilir...