OKTAN KELEŞ Yazdı: Kimle Barış? Pis Kol Dile Dikkat!

Planlar iyice zahirde gözüküyor: Satılık hainler, tvlerde konuşuyorlar; “bebek katili demek, barış dili değil.” diyorlar. Ne diyeceğiz, “İmralı’daki beyefendi mi,” diyeceğiz caniye? Barış barış diyorlar… Kimle barış? Kim, kimle barışacak? Biz Türkler; PKK ile mi, yoksa Kürtlerle mi?

Kürtlerle bir sorun mu vardı, ya da bir savaş? Bir yazımın başlığıydı; “Türk Milletine Savaş.” http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=166  Bu yazımdan sonra; “vay efendim, bu nasıl dil?” diyen çakallar, şimdi kendileri, barıştan söz ettiğine göre, “bir savaş olduğunu,” kabul ediyorlar. Evet, bir savaş var; Türk milleti ile Marksist, Leninist, Yezidi, PKK taşeronu ile AB, ABD ve Siyonizm arasında. Yani savaş, Kürtlerle, Türkler arasında değil! Öncelikle bu “yılan psikolojik dil kol faaliyetine,” dikkat! Peki hangi barış? Türk Devleti ile PKK mı barışacak? Böyle bir şey olması mümkün değil! Başbakan diyor ki; “biz görüşmüyoruz, Devlet görüşüyor.” Peki başarısızlık olursa, Başbakan’ın şöyle diyeceği muhakkak; “Devlet başarısız oldu, biz değil, çünkü biz görüşmüyorduk zaten.”

Deşifre olan Oslo görüşmelerinde, Hakan Fidan Oslo’da açıkladı, ne dedi? “Beni Başbakan görevlendirdi.” diye. Hakan Fidan “milli fırsattır,” dedim. Kimin ne olduğunu çok iyi millete gösteriyor.

Bir başka psikolojik kol dil faaliyeti ise test. Test edilmiş üç PKK’lının cenazeleri. Eee sınavı geçmişlermiş. Habur’dan ne farkı vardı? Örgüt bayrakları, pankartlar vs. “biz aynen bulunduğumuz noktadayız,” diyerek bal gibi meydan okumanın başka bir versiyonu. O gün Mehmetçik ve polis kardeşlerimiz şehid edilmedi mi? Yine başka bir psikolojik dil; bebek katili aslında şeytanlaştırılıyormuş. Onların Diyarbakır cezaevindeki 12 Eylül’de yaşadıkları muameleler vs. Devletin cumhuriyet boyu yaptığı hatalar böyle sonuç vermiş. Osmanlı’da da “Kürdistan” deniyormuş o bölgeye. Eee dolayısıyla da padişahlıkta Kürtlere bir ayrım yokmuş. Bak bak, peki Kürdistan Cemiyeti ne zaman İngilizlerle beraber kurulup, Osmanlı’dan kopmak için isyanlar başlattı? Onlarda mı Cumhuriyet devletinin hatalarıydı? Ya da onlarda mı Diyarbakır cezaevinden çıkmışlardı?

Maalesef tarih bilmeyen millete, ne güzel zehirli bir dil kullanarak, tuzağa düşürüyorlar. Bu alçak Barzani’nin dedesi, Osmanlıya isyan etmemiş miydi? Anadolu’da Kürt isyanlarına katılan o zamanki Kürtler, Kürdistan Kurtuluş Cemiyeti ve hangi cemiyetler; Osmanlı’ya 1800 yılların ortaları ve sonları ile 1900’lerin başından itibaren ayaklanmıştı? Bu kaçıncı isyan?

Şimdi sorular;

PKK fahişe bir örgüttür, çok amaçlı kurulmuştur. Kürt devleti kurma temeline oturtularak, Türkiye’yi bölme, bölgeye şekil verme, üstte saydığım ve saymadığım şerliler tarafından, finansı uyuşturucu ağırlıklı her türlü melanet. PKK bu işlerden vazgeçecekse, özellikle Avrupa ülkeleri, uyuşturucu kontrolünü PKK’ya bizzat yükleyen ve görev veren Vatikan’da dahil, bu görevi hangi örgüte verecektir?

Aynı kadrolara çeki düzen vererek, mafya statüsüne mi getirecektir? Yoksa yeni sol jargon tecrübeli örgüt mü kurduracaktır? Ya da Afganistan mafyasına mı, Talibana mı verecektir?

Yine ABD bölgedeki tetikçiliği kime verecektir? Yeni bir siyasi ideolojik – bir önceki yazımda belirttiğim- İslamcı kılığında yeni bir oluşuma mı?http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2050

Ya Türkiye’deki akaryakıt kaçakçılığı? Barzani’nin Mersin Serbest Bölgesi’nden PKK’ya ya kestiği haracı kimler alacaktır? Yeni örgüt mü, yeni mafya oluşumu mu? Bu oluşumun temeli ne olacak? Mafyanın iyisi kötüsü olur mu polemiğini bir kenara bırakarak düşünelim; Türk mafyası neden içeride? Kâinat boşluk kabul etmez, birileri doldurur. Peki birilerinin kuyruğu kimin elinde olacak?

Şimdi Fransa’daki infazı kimler yapmış? Pis bir dil yine; “çok basit, örgüt içinden yaptılar.” YA YAPTIRANLAR? Yaptıranlar; Fransa, Almanya ve Belçika. Ortak bir çalışma bu infaz. Hem örgüte mesaj verdiler; “biz bunca yıl sizi himaye ettik, kiminle görüşüyorsunuz bizden habersiz.” diyerek, hem de bir provokasyon yaptılar, ayrılıkçı Kürtlerin sinir uçlarına.

Şimdi MOSSAD boş durmaz, Kürt mafyasının önde gelenlerini temizler, sinir uçlarına dokunur ve şöyle der: “Bakın Kürtler, bunu Türkler yapıyor,” imajını verir. Bu plan tutmazsa, o zaman dikkat; Türklerin sinir uçlarına dokunacaktır bu alçaklar!Bulgaristan’da, Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin (HÖH) lideri Ahmet Doğan’a suikast manidardır.

Yine Ermeni diasporası– durun bende anladığım barış dilinden konuşayım, Ermeni diasporası piçleri- dünyadaki ileri gelen Türk unsurlara, kurumlara bir şeytanlık düşünebilirler. Burada AB, ABD, İsrail ve sessiz kalan sinsi İngiltere’ye dikkat edilmeli. Almanya özellikle mercek altına alınmalı. Soru şu, tüm bu unsurlar, nasıl devre dışarı bırakılacak? PKK bunlardan bağımsız mı? Bu bağlamda; Rusya ile ABD çıkarlarının çatışması Azerbaycan’da Azeri baharını tetikler mi? Rusya, Ermenistan kartını nasıl kullanır? Ya Suriye kartını? Daha evvel yazmıştım, yine eleştiren yalabıklar vardı. “Gaz verirler, yalnız bırakırlar,” diye. Sayın Cemil Çiçek ne dedi: “Suriye meselesinde bize gaz verdiler, şimdi yalnız bıraktılarrrrr..”

Şimdi PYD denen PKK’nın Suriye kolu orada yerleşti. PEJAK İran’la sulh yaptı, Türkiye’ye karşı savaşıyor. Bu etkenlerde bölgede Kürt devletinden vazgeçecek mi?

Şimdi bir başka soru şu; Hükümetin tavrı, terör örgütüyle görüşmesi, vicdan taşıyanlara ve Türk kanı taşıyanların içine siniyor mu?

Peki bu akan kan bitmesin mi, çözüm ne? Tabiî ki bitsin. Şunu da görmek gerekir, Kürtler de dağa evlatlarını kaptırmaktan bıktı, zarar gördü. Birçoğu korkudan PKK’ya alet oluyorlar. Devlet otoritesi hükümet tarafından ciddi bir şekilde sağlanmalı, yeni bir terör tanımı yasası ile PKK temizlenmeli. Efendim askeri tedbirlerle olmazmış! Yap adam gibi yasa, ver tam yetki, bak ne oluyor? Askerin elini kolunu bağlayıp, alanını daraltıp, yanlışlıkları ön plana maksatlı çıkarıp, askere güveni sarsma! Ver yetkiyi! Kürtler de can korkusundan oy attıkları ayrılıkçı vatan hainlerine bak nasıl tavır koyuyor? KCK’ya karşı yapılan operasyonlar hızını arttırarak devam etmeli. PKK, güvenlik kuvvetlerine silahlarıyla teslim olacak, çözüm budur! Neymiş efendim: “Kandil’e çekilsinler, başka ülkeye gitsinler, yani ileride bir düdük çalanda yeniden toplansınlar.” Böyle çözüm mü olur? Sende “bak bu işi çözdük, helal bana” mı diyeceksin? Bataklığı kurutacaksın.

“Ülke bölünür mü?” diye mail atanlara cevabım, soruyu soranlar öldü mü, bizler öldük mü? Bırakın bu psikolojiyi. Kolaysa bölsünler de görelim? Zor günlerden geçiyoruz ama bu millet alışkındır bunlara. Alışkın olmayanlar düşünsün.

PKK kışın eylem yapamadığından zaman kazanacaktır. KCK tutuklularının serbest kalması için tüm bunlar stratejidir. Ancak Kürtler ve Türkler bu işin bitmesini kesinlikle istiyor. Bunu ayırmak gerek. Fakat bu böyle İmralı’daki cani üstünden, bu şekilde olmaz!

Şu üste yazdığım ve yazmadığım tüm etkenleri hükümet halletti mi ki, PKK silah bırakacak? Efendim neymiş “bu süreçte provokasyon olabilirmiş.” Biz sizin fantezileriniz için, Anayasa planlarınız için daha kaç vatan evladını feda edeceğiz? Çözümü söyledim. Bu benim görüşüm değildir, sokağın sessiz çığlığıdır. Arınç, “ bende olsam dağa çıkardım.” demedi mi? “APO eskiden namazında niyazında.” diyerek ön çalışma yapmadı mı? Git o zaman APO canisini imam yap kendine. Türk milletine, Şeytanı melek diye tanıtmaya kalkanların samimiyeti çoktan test edildi.

Kendini Kredi kuruluşu sananlar, Hükümete kredi vermişler. Şehidlerin kanları üzerinden mi? Neyin kredisi? Şimdi “siz çözüm istemiyor musunuz?” demeyin. Çok istiyoruz ama bu iş böyle psikolojik dillerle çözülmez. Metot yanlış ve suç işleniyor, diyoruz.

TSK’ya, MİT’e, EMNİYET’e sahip çıkalım, destek verelim… Sık sık söylediğim bir Türk atasözü: “Devlet, tavşanı kağnı arabasıyla yakalar.” Ne mutlu Türk sancağı altında birleşenlere.

 

Saygılarımla.

Oktan Keleş

onaltıyıldız // fbkg

Bunlar da hoşunuza gidebilir...