Lozan’ı İmzalamayan ABD Kalleştir, İkiyüzlüdür; Bu Tarihsel Gerçeği Halktan, Ulusumuzdan Saklayanlar da Hain Değil de Nedir?

ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ “LOZAN 2012”

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

24 Temmuz 1923 ‘te imzalanmış olan Lozan Antlaşması Türk ulusunun varlığının ve kimliğinin çetin bir kurtuluş savaşı sonunda saldırgan, yayılmacı batı tarafından tanındığı, aynı zamanda tüm mazlum milletlerin kurtuluşu yönünde atılmış ilk ve önemli bir adımdır.

Türk ulusunun ölüm fermanı Sevr, doğum belgesi ise Lozan’dır. Bu anlamda Batının Türkiye’yi parçalamak ve Türkleri Anadolu’dan atmak için BOP adı altında yeni bir saldırı başlattığı günümüzde Lozan, Batı için öncelikle hesaplaşılması gereken bir anlaşma olarak önlerinde durmaktadır.

Bugün geldiğimiz noktada Batının Lozan’la hesaplaşması son noktasına gelmiştir. Artık Lozan hükümlerinin zayıflatılması, etkisizleştirilmesi dönemi geride kalmış, Lozan hükümlerinin toptan tartışmaya açıldığı ve kaldırılacağı döneme girilmiştir.

24 Temmuz 1923’te Sevr, emperyalistlerin tüm direnme çabalarına karşın yırtıldı ve Lozan Anlaşması imzalandı. Lozan, Türk ulus devletinin zafer ve kuruluş belgesi olarak tarihe geçerken, Emperyalizm ve uşakları açısındansa o gün gururlarının en ağır şekilde kırıldığı gün oldu. Ve yedikleri bu tokadı asla unutmadılar… İşte 2012 Türkiye’sinde yaşanan kavga ve oynanan oyunların tümünün ardındaki basit gerçek budur. Lozan yaşayacak mı yoksa Sevr hortlayacak mı? Günümüz Türkiye’sindeki tüm siyasi mevzilenme bu temel kıstasla tanımlanabilir: Bir yanda Sevrciler, Avrupa birlikçiler ve Büyük Ortadoğu projesi Eş başkanları, NATO’cular, diğer yanda Kuvayı Milliyeciler, Tam Bağımsızlıktan yana olan Lozancılar.

Bilindiği gibi, başını ABD’nin çektiği Batı emperyalizminin ürünü olan “BOP”, Türkiye ve İran’ı da içine alan “Ortadoğu’da 22 ülkenin yeniden düzenlenmesi, dolayısıyla bölgedeki ülkelerin sınırlarının yeniden çizilmesi projesinin adıdır. BOP Türk milletinin Atatürk’ün önderliğinde verdiği Kurtuluş Savaşı’yla yırtıp tarihin çöp tenekesine attığı SEVR Projesi’nin 90 yıl sonra yeniden Türk milletinin önüne getirilmesi için planlanmış bir oyundur…

Bugün de başında Kukla bir Başkan’ın olduğu, illerinde AB kontrol memurlarının bulunduğu, ekonomisi ve siyaseti ABD kontrolünde, özerk Kürdistan’dan oluşan bölünmüş bir Türkiye tasarlanmaktadır.

O günlerde “din, iman, hilafet” diyerek emperyalizmle kol kola giren işbirlikçiler, bugünlerde de yine “din, iman, hilafet” diyerek emperyalizmle kol kola girmiştir.

O günlerde İngilizler, sözde Ermeni soykırımından sorumlu tuttukları “eski İttihatçıları” ve işgallere direniş gösteren “ulusalcı asker-sivilleri” tutuklatmışlardır. Damat Ferit iktidara gelir gelmez İstanbul’da adeta bir “İttihatçı avı” başlatmıştır. Eski bakanlar, birçok subaylar, eski İttihat ve Terakkiciler, hatta İttihat ve Terakki’ye bağlı olmamakla birlikte “ulusalcı” olarak tanınanlar da tutuklanmıştır. Kısa sürede tutuklanan asker-sivil ulusalcıların sayısı 200’ü aşmıştır. Satılmış Mütareke basını da tutuklamalara alkış tutmuş; Alemdar, Sabah, Söz gazeteleri tutuklamaların daha da artırılmasını istemiştir.

Zamanın İçişleri Bakanı Ali Kemal, 26 Haziran 1919’da yayınladığı bir genelgeyle, “valilerin, komutanların verdikleri emirlere uymamasını, uyanların şiddetle cezalandırılacağını” bildirmiştir. İşbirlikçiler, o gün olduğu gibi bugün de ulusalcı asker ve sivillerin ortadan kaldırılmasını, tutuklanmasını istiyorlar.

O gün tutuklanan asker-sivil ulusalcılar Bekirağa Zindanları’na tıkılırken, bugün tutuklanan asker-sivil ulusalcılar Silivri Zindanları’na tıkılıyorlar…

İşbirlikçiler, o gün olduğu gibi bugünde yabancıların isteklerine uygun hareket ediyorlar. Ve işbirlikçiler o gün olduğu gibi bugün de en çok ORDUDAN rahatsız oluyorlar.

O günün, Alemdar, Söz, Sabah gazetelerinin ORDU KARŞITI yazılarını bugünün Taraf, Zaman, Vakit, Yeni Şafak, Sabah gazetelerinde görüyoruz.

BOP Projesi kapsamında devreye sokulan ERGENEKON, BALYOZ, VB. OPERASYONLARLA Türk Silahlı Kuvvetleri Sindirilmesi ve etkisizleştirilmesi, böylece Türkiye Cumhuriyeti’ni iç ve dış düşmanlarına karşı koruyup kollama görevini yerine getiremeyecek denli güçsüzleştirilmesi amaçlanıyor.

Adı, unvanı, makamı ve rütbesi ne olursa olsun, her kim ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü, yetkisi ve etkisinin azaltılmasını ister, biliniz ki o kişi bizden değildir! O kişi, AB’nin NATO’nun BOP ’un piyonu, Sevr’in yandaşı, Lozan’ın karşıtıdır.

Son günlerde, en yetkili makamlar sık sık “Özel ordu”dan söz etmeye başladı. Herkesin merakla, “Askerlik kalkıyor mu? Özel ordu da ne ola ki?” diye birbirine sorduğu bu günlerde, “Vahdettin’in de bir zamanlar “özel ordular” kurduğunu unutmayalım.

1923 de Lozan’la bağımsızlığını ve özgürlüğünü tüm dünyaya ilan eden, 1936’da Montreux ile Boğazlarda yabancı denetimine son veren bir Türkiye, ‘Tanzimat kafalı,devşirilmiş’ yöneticiler eliyle vatan topraklarını, bir zamanlar savaştığı batılı ülkelerin emrine tahsis ediyor! Ve her gelen yönetim açılan yolda hızla yürüyor. Türkiye’nin hukukunu savunmak bir yana, Türkiye’yi Hukuk’tan temizlemek için elinden geleni yapıyor.

Yapılan, yapılmaya çalışılan “Yeni Anayasa” Türkiye’nin Vesayet altına alınmasının hukuksal yazılımı, yasal kılıfıdır. Yeni Anayasa Türk halkının emperyalistler tarafından ordusuzlaştırılma ve devletsizleştirilmesidir.

Ulusal Egemenliğimizin Kâbe’si TBMM eliyle, ulusal egemenliğimiz küresel çeteye peşkeş çekiliyor. Bu nedenle bu bir “Manda Anayasası”dır, Lozan’ın reddi, Sevr hukukunun kabulüdür.

Açıkçası Türk ulus devleti savaş alanlarında kurulmuştu. Sınırlarımızı çizen de şehit olan Türk evladının kanından başka bir şey değildi. Lozan, yarattığımız bu fiili durumun onayı oldu. Bu nedenle emperyalist için de Şeriatçı için de, Kürtçü için de Rumcu için de temel saldırı noktası Lozan’dır. Lozan’ın ruhu ortadan kalkarsa bu karanlık güçlerin tümü rahat nefes alacak…

Yedi Düvel’e meydan okunan Lozan Barış Anlaşması, bugün hala ABD ve kimi batı ülkeleri tarafından kabul edilmiyor. Lozan’ı imzalamayan ABD kalleştir, ikiyüzlüdür; bu tarihsel gerçeği halktan, ulusumuzdan saklayanlar da hain değil de nedir?

Türkiye örtülü işgal altında. Yabancı uzmanlar Türkiye’yi perde Gerisinde yönetirken, ön planda olan sözde yönetici gözükenler; din iman, cami, biat, dindarlık, kindarlık, ahlak kalkınma, “demokratikleşme”, “değişim” ,“özgürlük” kavramları altında toplumu uyutuyor, uyuşturuyor. İşbirlikçiler, haçlı ittifak içinde Müslümanların kardeş kavgasında, işgalde, vahşette yıkımda rol alıyor.

Bu oyunu oynayanlar, “Demokratikleşme” “değişim” “özgürlük” aldatmacasıyla oynamaktadırlar. ABD’nin “Irak’a yönelik saldırıları” da, hatırlanacağı gibi, “Irak’ı özgürleştirme”, ” Demokratikleştirme” aldatmacasıyla meşrulaştırılmıştı. Şimdi aynı oyun Suriye üzerinde oynanmaktadır. Suriye’den sonra sıra Türkiye’dedir.

Özellikle, az gelişmiş, aydınlanmasını tamamlamamış, eğitim düzeyi geri toplumlarda Demokratikleşme kavramı, emperyalizmin TRUVA ATI’dır. Günümüzün en büyük emperyalist gücü ABD, “böl, parçala, yönet” stratejisini “Demokrasi” kılıfı altında gizlemektedir.

Türkiye’de son zamanlardaki DEMOKRASİ ve DEĞİŞİM aldatmacasının altında SEVR PROJESİ vardır! Lozan’ın yıkımı vardır. Bu nedenle;

Lozan’ı savunmak Türkiye’yi savunmaktır. Lozan’ı Savunmak Tam bağımsızlığı, ulusal egemenliği, hukukun üstünlüğünü, laik demokratik Türkiye Cumhuriyetini savunmaktır.

BOP eşbaşkanlarının, Avrupa Birliği, NATO muhiplerinin, ABD’yi “stratejik ortak” olarak görenlerin bu gün geldikleri yer ihanet bataklığıdır. Onlar, Lozan’ı parçalama, geçersiz kılma, ulus devleti tasfiye etme projesinin baş aktörleri, Truva Atları dır. Onlar Sevr’i savunan Vahdettinlerin, Damat Feritlerin, Ali Kemallerin, Şeyh Saitlerin günümüzdeki sözcüleridir..

Gün, ağlama, şikâyet etme, izleme günü değildir. Gün, eylemli olarak harekete geçme günüdür. Bakın Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizlere sesleniyor. “Kurtuluş için, bağımsızlık için eninde sonunda düşmanla, bütün varlığımızla vuruşarak onu yenmekten başka karar ve çare yoktur ve olamaz.

“Ordu ile savaş ile inat ile bu işin içinden çıkılamaz biçimindeki kaynağı dışarıda bulunan öğütlere uymakla bir vatan, bir ulus bağımsızlığı kurtarılamaz. Emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş, sefil bir ölüme mahkûm olmaktansa babalarımızın oğlu sıfatıyla vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ederiz.”

Lozan Antlaşmasının Türkiye Cumhuriyetinin temeli olduğu gerçeğinden hareketle, ömürlerini bu ülke ve bu ulus için engin hizmetlerle geçiren; büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk ile gerçek devlet adamı İsmet İnönü’nün saygın anılarında, Anadolu İhtilalinin adı sanı bilinmez kahramanlarını, bu gün vatan savunması yolunda şehit düşen askerlerimizi saygı ile anarak sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Onlar değil biz kazanacağız. Yolumuz, yolunuz açık olsun.

Tüm katılımcılara saygılar sunuyoruz.


ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ

1. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

2. Cumhuriyet Halk Partisi İl /İlçe Başkanlıkları

3. Demokratik Sol Parti İL/İlçe Başkanlığı

4. Eğitim-İş Isparta Şubesi

5. Alevi Kültür Dern. Isparta Şubesi

6. İşçi Partisi Isparta İL/İlçe Başkanlığı

7. Türkiye Emekli Astsubaylar Dern. Isparta Şubesi

8. Türkiye Gençlik Birliği Isparta Şubesi

9. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Dern. Isparta Şubesi

Bunlar da hoşunuza gidebilir...