HUGO PROJESİ ve DABBET-ÜL ARZ

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde gözlerden kaçırılan bir kutlama yapıldı. Türkiye’den çeşitli bilim adamlarının katıldığı bu kutlamada HUGO PROJESİNİN 200. Yıl dönümü çeşitli etkinliklere sahne oldu.

Bu kutlama hiçbir medya kanalında ve gazetede verilmedi. Oysa kutlamaya katılanların çoğu bugünlerde meşhur ODTÜ’NÜN sözde bağımsız bilim adamlarıydı!

Odtü’te gerçekleştirilen kutlama ile TÜRKİYE’De ki bazı bilim adamlarının hangi ödeneklerle hangi projelere alet olduklarını sayelerinde öğrenmiş olduk.

Kutlama yapılan proje HUGO PROJESİDİR! Dünyanın çeşitli yerlerinde tüm Nato ülkelerinin belirli miktarda ki parasal katkıları ile devam ettirilen projeyle insanın tüm doğal özellikleri katledilmek isteniyor!

Bir süredir sizlere Hugo Projesine dair belgeleri açıklayacağımızı duyurmuştuk!

Hugo Projesi genel olarak gizli yürütülen bir proje olduğundan Masonlar gibi gizli çalışan derneklerde adından sıkça bahsedilmesine rağmen medyamızda bu durum aksine işlemektedir! Çünkü Hugo projesi ile tüm dünya insanlığının altına insani özelliklerimizin yapısına gizlice müdahale edilmektedir!

Yaşlanma probleminin olmadığı… Bir ilaçla suni hazların yaşandığı… Tüm dünya yönetiminin tek bir süper bilgisayar tarafından yönetildiğini… Aile yapısının mahfedildiği… Bilimin tapılacak bir din haline getirildiği… İnsanın ömrünün bin yıl uzatıldığı… İnsanın üremesinin tamamen yapay ortamlarda sağlandığı… Açlığın hissedilmeyeceği bir bedende barınıldığı… Tüm bu yazılan amaçlar HUGO PROJESİNİN kapsamındadır. Hugo projesi ile gerçekleştirilmeye çabalanan hedefler bunlardır!

Kısaca insan olmaktan çıkmış yarı insan yarı hayvan yeni bir ırk hedeflenmektedir Hugo projesi ile … Hugo projesi kapsamında çeşitli anketler ve deneyler yapılmıştır ve hala daha yapılmaktadır! Bu deneylerle insan ırkı farklı bir sözde üst türe dönüştürülmeye çalıştırılmaktadır! Elbette birileri bu bilgilerin komplo teorisi olduğunu söyleyecekler insanüstü bir ırkın hedeflendiği bu projenin varlığına dair hiçbir belge olmadığını söyleyeceklerdir! Hemen onlara aşağıda ki belgeyi dikkatlice bilgisayarlarına kaydedip okumalarını rica ediyorum…

Masonların sadece dernek içinde yayınladıkları Mimar sinan dergisinin sayısının içindekiler bölümünü yukarıda verdik. İçindekiler bölümünden sayfa dokuzda Hugo Projesi ve Masonluk başlığını göreceksiniz. Yanda ki belgedede bu metnin ilk sayfasını ilk kez deşifre ediyoruz! Bu belgede ne yazıyor? İnsanüstü formlar…

Bugün yediğimiz GDO’lu yiyecekler, maruz kaldığımız bilgisayar ve tv gibi radyasyon yayan cihazlar, hepsi birer küçük bomba olan cep telefonlarımızdan yayılan ışınlar, sentetik giysiler, kolumuza taktığımız bilmem kaç milyonluk saatin pilinden yayılan manyetik alanımızı delen ufak silahlar…

Bunların hepsi ile Hugo Projesinin küçük deneyleri haline geldiğimizi biliyor muyuz?

İnsana etki eden insanın tüm yapısal özelliklerine saldıran bu silahların nükleer bombalardan daha tehlikeli bir iş yaptığını biliyor muyuz? BÜYÜK BİR DENEYE BİLMEDEN ALET OLDUĞUMUZU BİLİYOR MUYUZ?

Her milletin genetik özellikleri vardır! Fakat yukarıda saydığımız ve farkında olmadan zevkle üzerimizde taşıdığımız, koşa koşa almaya kalktığımız küçük silahların milletlerin genetik özelliklerini bozduğu ve bunların manyetik etkileri ile insanların genetik özelliklerinin değiştiğini biliyor muyuz?

Dışarıdan bakıldığında tek tipleşen bir insanlık profili önümüzde apaçık durmakta olduğunu her insanın gördüğü malumdur! Ancak tüm bu silahların vücudumuza etkileri sonucu farklı manyetik etkileri olan farklı farklı özellikleri barındıran insanların aynı silahın manyetik bombardımanına maruz kala kala tek tip bir robota dönüşmeye başladığı HUGO PROJESİNİN deneyleri ile kanıtlanmıştır!

Nedir bu tek tipleşme?

Hırs, sürekli sinir hali, cinsel dürtülerin sürekli uyarılması, sabırsızlık, sürekli yemek yeme açlık hali vb. daha birçok tek tip harekete doğru insanlığın evrildiği bilimsel analizler ile kanıtlanmıştır!

En acı olanı da bu manyetik bombardımana maruz kalan insanın bir süre sonra genetik bir değişime uğrayacağı ve bu değişim ile yenilenen tek tip DNA’lara sahip olacağıdır! Bu DNA’lar sayesinde çeşitli müdahaleler ile yeni bir insanüstü form yapılandırılmaya çalışılmaktadır! İşte HUGO PROJESİ İLE HEDEFLENEN BUDUR!

YENİ IRKSAL ÖZELLİKLERİ OLAN YARATIK…  SÖZDE SÜPER İNSAN…

Peki neden projenin adı HUGO olarak belirlenmiştir?

Bu iki yüzyıllık geçmişe sahip bilimsel projenin mucidi kimdir!

VİCTOR HUGO…

Evet yanlış okumadınız. Bizlerin Fransız Roman edebiyatçısı olarak tanıdığımız kitapları dünya klasikleri arasında yer edinen VİCTOR HUGO bu projenin düşünsel mimarıdır!

Victor Hugo Fransa’da Avrupa ve Amerika’nın en eski ve en üst masonluk locasına üye olmuş ve daha sonra başkanlığına getirilmiştir! Bu locanın adını daha sonra belgeleri ile sitemizde başka bir yazıda açıklayacağız! Hugo’nun başkanlığında başlatılan proje HUGO’NUN ÇOK ÖNEMLİ BİR ESERİNDE YER ALMAKTADIR! Bu eserde yayınlanacaktır! Hugo eserini şu şekilde bitirmiştir!

‘’TÜM DÜNYA İNSANLARININ AYNI IRKSAL ÖZELLİKLERE SAHİP OLDUĞU EŞİTLİK İÇİNDE Kİ BİR DÜNYANIN ÖZLEMİYDİ BENİMKİSİ…’’

Fransız devriminin hukuksal alanda eşitliği istediğini ima edenler acaba bu devrimleri gerçekleştirenlerin AYNI IRKSAL ÖZELLİĞE SAHİP EŞİT İNSANLAR OLUŞTURMAK PROJESİNİ NEDEN İFŞA ETMEMİŞLERDİR??????????????

Victor Hugo’nun bir ilginç tarafını daha açıklayalım. Hugo bu projenin bilgilerini RUHÇULUK deneyimini yaşayarak ölen oğlundan aldığını ondan esinlendiğini belirtmektedir! Ruhçuluk şeytani tarikatlerin kullandığı özel bir alandır ve bu alanda VİCTOR HUGO uzmanlaşmış bir kişidir! Oğlunun ruhu ile iletişime geçtiğini belirten Hugo, bu bilgileri ve projeyi ondan esinlendiğini belirtmiştir!

Bakın Norveç’te bir tohum bankasının varlığı bilinmektedir! Ama bu tohum bankasının HUGO PROJESİ deneyleri kapsamında kurulduğu bilinmemektedir…

 

Ruhçuluk çok eskiye dayanan bir akımdır. Bu konu ayrıntısıyla sitemizde belgeleri ile işlenecektir!

İşte Victor Hugo ‘da en üst düzeyde bu işlerle uğraşmış bir spritualisttir. Hugo projesinin yayınladığımız masonlara ait belgesinde ilginç bir bilgi vardır. DÜNYA SİSTEMİNİN TEK BİR MERKEZDEN SÜPER BİLGİSAYAR TARAFINDAN İDARE EDİLECEĞİ!

Bakın tüm bu konular hakkında ülkemizde bizleri uyaran çok az bir elin parmakları ile sayılabilecek insanlar var.

Bunların en başında da OKTAN KELEŞ gelmektedir! Oktan Keleş ONALTIYILDIZ sitesinden ve kitaplarıyla bu konuları gündeme getiren tek insandır! Bakın Oktan Keleş son kitabı DERUNİ DEVLET-Kutsal Halı kitabında DABBET-ÜL ARZ bölümünde bizleri nasıl uyarıyor:

’İnsanlığa farklı bir formatla müdahale edilerek, insanlık nesli başka bir şeye dönüştürülmek isteniyor. Bu dönüştürülen nesilden sonra artık başka bir insan türü söz konusu. Üstelik bu değişimi insanının bizzat kendisi yapacak.

‘’BİZ ONLARA AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN DEDİK’’ Bakara/ 65.

Şöyle düşünün; yeryüzünde hayat devam ediyor ama insan yok. Yani Yaradan’ın tasarımı olan ve Ahsen-i Takvim üzerine yaratılan o insan yok. Başka varlıklar var ama ALLAH’IN yarattığı o insan yerine, sureten insana benzeyen ve adeta insanın evrimleştirilmesinden meydana gelmiş olan dabbeler var.

Dabbe; canlı sürünen, debelenen varlıklara verilen isimdir.

DABBET-ÜL ARZ ise bu varlıkların ortaya çıkmasından sonra iyi ile kötüyü ayırt etmek için yüce Yaradan’ımız tarafından çıkarılacak özel bir türdür.’

Oktan Keleş SİNGULARİTY PROJESİ adını verdiği bu proje ile tüm insanlığın nelere maruz bırakıldığını belgeleri ile kitabında açıklamaktadır. Çok çok kısa bir bölümünden aktardığımız bu bilgilerin çok daha fazla ayrıntısı Oktan Keleş’in kitabında yer almaktadır. Oktan Keleş gibi insanların kıymetini bilmeliyiz. Büyük milletlerin büyük insanları büyük tehlikeler anında ortaya çıkarlar. Oktan keleş’in neden bu belge ve bilgileri bu zaman diliminde açıklamaya başladığını bir düşünün…

Türk milletinin kısır kavgalarla uğraştığı, kısır düşünsel alanlarda birbirini yediği, gözlerini açamadığı bu kirli ortamdan bir an olsun sıyrılıp kendimize gelmeliyiz.

Şeytani örgütler bir bir insanlığın tüm yapısını değiştirmek için çabalarken, bizler ne yapıyoruz?

Tüm insanlık büyük bir proje kapsamında yavaş yavaş insan olma yeteneklerini kaybederken, neden hala birbirimizin kuyusunu kazıyoruz?

TÜRK MİLLETİ AHİR ZAMANDA ATA’LARININ DEDİĞİ GİBİ TİTREYİP KENDİNE GELECEKTİR. BU TİTREYİŞ İLE OĞUZ HAN’LA BAŞLAYIP, BİLGE KAĞAN’LA, TUĞRUL BEY’LE, OSMAN BEY’LE, GAZİ MUSTAFA KEMAL’LE DEVAM EDEN GELENEĞİN SESİ TÜM DÜNYANIN ÜZERİNDE YANKILANACAKTIR!

HER TÜRLÜ PUTA TAPAN PAGANİSTİK ÖRGÜTLERİN TÜM PLANLARI BU SESLE YERLE BİR EDİLECEKTİR…

SABREDİN…

 

BARAN AYDIN

FBKG

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...