Fikren Bağımsızlık İlkesi

jkHareketimizin simgesi olan fikren bağımsızlık ilkesini bu bölümde sizlere sunacağız.Öncelikle bu ilkenin tarafı olduğumuz dogmatik değil,ilerici kemalizmin bağımsız ideolojisine zarar vermeden onun tam demokratik ilkeler bütününe perçinlenmiş bir ilke olduğunun bilincindeyiz.Sadece ulusumuzun pratiğe geçirdiği,fikren bağımsızlık ilkesinin tüm TÜRK ve Fikren Bağımsız milletlerin etrafında birleşeceği bir ilke haline getirmek istiyoruz!Amacımız kemalist düşünceyi anlamak,özümsemek ve kemalist düşüncenin geliştirilmesi;ulus üstü bir boyutta yeni çehresiyle karşımıza çıkmasını sağlamaktır.

Fikren bağımsızlık ilkesini iki ana başlıkta kısaca özetliyeceğiz;toplumsal yapıda fikren bağımsızlık,siyasal yapıda fikren bağımsızlık.

TOPLUMSAL YAPI
16. yüzyıldan bu yana çeşitli bilim adamları çeşitli felsefik görüş geliştiren felsefeciler,toplumları ve onların yapısını incelemiş,bu doğrultuda çeşitli tezler gerçekleştirmiştir. Felsefelerinde toplumların işleyişini çözmeye çalışmış,buna odakla üretim ilişkilerinin bir toplumun yapısında ki tek açıklayıcı etken olduğunu ve bu teori ile toplumları sadece bu üretim ilişkileri ile sınıflandırmış,katmanlamışlardır.

Geliştirilen bu felsefik doktrinler bugün dünyada ki toplumları sadece üretim ilişkilerine dayanarak ikiye ayırmaktadır!

Bir toplumun işleyişi eğer toplumun sınıflarından biri olan burjuvanın çıkarları doğrultusunda yönetiliyorsa kapitalist,toplumu oluşturan işçi sınıfının önderliğinde daha adil bir düzen isteği ile yönetiliyorsa sosyalist bir toplum!

Fikren bağımsızlık ilkesi kuantum düşünce sisteminin temelinde bilgi çağına hazırlanılan bu dönemde,batı toplumundan ve genel itibari ile batı toplumunun kendi toplumsal dinamiklerinden güç alan,hayatı ve insan ilişkilerini sadece toplumu oluşturan maddi kültürün;yani üretim ilişkileri içine hapseden bu iki anlayışı eksik görür!Çünkü toplumun işleyişini ele veren öğeler sadece üretici güçlerden ibaret değildir!Halkların yaşamsal sırlarını tüm yönleriyle açığa çıkarmak için toplumun psişik ve etik değerlerininde üretici güçlerle birlikte ele alınması gereklidir.

Bir toplumu var eden kültür öğesidir.Kültür ise sadece maddi kültürden ibaret değildir!Manevi kültürde kültürün bir alt birimidir ve bir toplumun işleyişini anlamakta maddi kültürle eş değerde öneme sahiptir!

Sorunda buradadır!

Halkların yaşamsal süreçleri boyunca yüzyıllardır toplanarak demet haline getirdikleri psişik ve etik değerlerini:yani manevi kültürlerini göz önüne almakla her halkın kendine özgü yaşam ilişkileri ortaya çıkacaktır ve tüm milletlerin kendine özgü bağlar oluşturduğu görülecektir!Bu bağların ortak yanları ise insanlığın ortak kültür mirası olacaktır!Toplumlara saygı insanlığa saygı ancak böyle gelişebilir!Fikren bağımsızlık ilkesi bu gayeye inançtır!

Fikren bağımsızlık ilkesinin temeli kuantum düşünce sistemini özümseyerek,her toplumun her halkın kendi dinamikleriyle oluşturacağı ve bu toplumların geçmiş zamanlarından bu yana edindikleri kültürel demetlere uygun nitelikte bir doktrin geliştirebileceğini savunmakta yatmaktadır!Hiçbir toplum belli dar kalıplar içerisinde açıklanabilir bir anlayışın içine sokulamaz!Bugün batı toplumunun düzeni için açıklanmış bir felsefik görüş,şark toplumlarının öz niteliklerini doğru açıklayamaz ki açıklayamamaktadırda!Batı ve Şark toplumları içerisindeki her halkın da kendine özgü maddi-manevi kültürlerini dengeleyici devrimci nitelikleri vardır.Sorun bu devrimci niteliklere ivme kazandıracak kişi ve halk hareketlerinin yoksunluğudur.Bu yoksunluğa karşı,çok genel olarak tüm Şark’ın sahiplenebileceği bir ilke doğrultusunda mazlum milletler birliğine yürümek,fikren bağımsızlığı ilke edinmiş bizlerin amacıdır!

Lenin’in işçi diktatoryasında sosyalist dediğimiz düzende ”küçük burjuva” olarak nitelenen köylü için,açmazda kalıp,sosyalizme yeni bir çehre getirmesinin nedeni nedir?Çünkü,Rusya’da ki toplumsal yapının gerekleri bu yönde gelişmişti.Bunun nedeni;Rusya halkının altında yatan özel tarihsel ilişkileridir ve manevi kültür öğesinin tüm bunlara olan etkisi!Mao’nun narodizm ve sosyalizm arasında bir ideoloji içeren  toplum için çarpışmasının nedeni nedir?Ya da Osmanlı İmparatorluğunda ki feodalite adı verilen sınıf  ile Batı’da ki feodal sınıf arasında ki farklılığın nedeni nedir?Ya da TÜRK  devrimini sosyalistti kapitalistti olsun burjuva devrimi olarak görenler,neden atamızın halkın bir sınıfını değil,tüm sınıfı adına tam demokratik bir düzen içinde,halk dediğimiz toplumsal insanı oluşturan varlığın tüm katmanlarının tüm sınıflarının dayanışmasını öngören antiemperyalist devrim gerçekleştirdiğini görmezden gelirler?Tüm bunların tek nedeni vardır!Manevi kültürün bir toplum üzerinde ki maddi kültür kadar eş değerde ki etkisinin aydınlanmanın eriprotik bazı niteliksel özellikleri nedeni ile yadsınması ve toplumları dar kalıplar içerisinde tanımlayan sosyolojik felsefelerin,tanımların,doktrinlerin dışına çıkma korkusu!

Fikren bağımsızlık ilkesi bu sosyolojik tanımların dışına çıkarak tüm TÜRK ulusunun ve Fikren Bağımsız  ulusların yıllardır geliştirilen iki sosyal felsefenin dışında,emperyalist ulusların geliştirdiği toplumsal fikirlerden(maddi-manevi kültür) bağımsız bir yapıda geliştiğinin kabulünü gerektirir ve fikren bağımsızlık ilkesi bu yapıdaki tüm halklarıda belli dar kalıplar içine sokarak yaşam tarzlarını açıklamaz!

Batı’nın geliştirmiş olduğu kapitalist ve marksist düşünceler ”3.Dünya” olarak adlandırılan ulusların sahipleneceği bir ideoloji olamaz.Bu uluslar için bu felsefik görüşler,çeşitli yöntemlerinden yararlanabilecekleri;bununla toplumun yapısının daha iyi işlemesi için çözüm önerileri üretebilecekleri bilimsel görüşler olabilirler!

Tabiki de batıda ki bu aydın felsefik görüşlerden yararlanılacaktır!Fakat bunlar mazlum milletlere ait ideolojik model olamazlar!Nasılki,bir zamanların yoksul Avrupa’sı dogulu halkların içlerine gönderdikleri felsefecilerin,tekrar avrupaya dönüp ögrendiklerini kendi halklarının yapısına uyarlayıp devrimsel nitelik kazandırdılarsa,bizlerde çağımızda şark milletlerinden daha ileri düzeyde olan bu felsefik görüşleri toplumun yapısının bir kısmını anlamada kullanacağız ve kendi toplumsal yapımızda uygunluğunu,geçerliliğini tartışacağız.Son olarakta sömürülenlerin,yani bizlerin, öz toplumumuzun devrimsel ilerici yönlerini harekete geçirmekte kullanacağız!Fakat asla bu sistemleri bugüne kadar varlığını bildiğimiz tüm halkların yaşayışlarını dar bir kalıba sokarak,onlara haksızlık yaparak yaşamlarının sadece belli ölçütlere göre dizgilendiği çerçevesini çizmeden!Çünkü henüz filizlerini vermeye başlayan,ayak seslerini hissettiğimiz kuantum çağı bunu gerektiriyor!

O halde fikren bağımsızlık ilkesinin temelinde yatan en önemli umde şudur:Sömürülen toplumların hayatsal ilişkilerini oluşturan nitelikler,emperyalist ulusların tüm dünyadaki halkların niteliklerini açıklamak için geliştirdiği felsefik düşüncelerden fikir olarak bağımsızdır!

Peki fikren bağımsızlığın bu teoriksel yönünü pratikte gerçekleştiren,sosyolojik anlamda kapitalizme ve sosyalizme yapı olarak biat etmemiş bir toplum kurma öncülü ideoloji varmıdır?

Kemalizm,sınıfçı ideolojilerin dışına çıkan dünyada örneği görülmemiş İstiklal Savaşı’nı kazanan Türk Milleti’nin ne kapitalist sisteme benzeyen ne de sosyalist sisteme benzeyen FİKREN BAĞIMSIZ’lık ilkesi doğrultusunda TÜRKİYE HALKINA özgü özellikleri barındıran ideolojidir!Bu yüzdendir ki kemalizm FİKREN BAĞIMSIZLIK ilkesinin bir parçasıdır ve pratikte ilkenin yaşamsal kaynağıdır!Batılı emperyalistler tarafından kemalizmin lanetlenmesindeki en önemli nedenlerden biride,kemalizmin dünyadaki sosyolojik iki yönlü kutuba karşı olmasında ve emperyalistleri rahatsız eden sosyal yapıyı eksik inceleyen doktrinlerden fikren bağımsız olarak ezilen ulusların kültüründeki hamura uygun bir sistem olmasındadır!

Fikren bağımsızlık ilkesi sömürüye maruz kalan her ulusun TÜRK halkı gibi kendi devrimsel dinamiklerini çalıştıracak ilkeler edinmesini ve toplumunun yapısına,kültür demetlerine eklemlenebilecek,uyacak bu ilkelerle toplumsal gelişimini sağlamasını amaç edinir!

Tüm toplumsal fikri bağımsız  ulusların bu devrimsel dönüşümü tamamladıktan sonra ise;sosyolojik yapısını bu milletlerden teorik ve pratik olarak daha önce tamamlamış,harekete öncülük edecek TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin önderliğinde sömürüye karşı set çekmiş FİKREN BAĞIMSIZ MİLLİ DEVLETLER BİRLİĞİNİ oluşturmayı amaç edinir!

SİYASAL YAPI
Fikren bağımsızlık ilkesinin siyasal yapıda işlemesi için sağlanması gereken ve ilkeyi edinecek devletin en önemli yapısal özelliği demokrasiye tam inanç ve güvendir!

Çağımızda ezilen milletler arasında demokrasiyi temel yapısında 1923’ten bu yana emperyalizme rağmen uygulamaya çalışan ulusumuz,fikren bağımsızlık ilkesinin pratikte yaşayan incisi olarak demokrasiye tam sahip çıkmalıdır!

Demokrasi,egemenliği kullanan araç ne olursa olsun ,temel olarak,ulusun egemenliğine sahip olmasını ve sahip kalmasını gerektirir.

Burada sözü ATATÜRK’e bırakalım ve demokrasinin TÜRK DEVRİMİ için anlamı nedir öğrenelim!

Medeni bilgiler sayfa 182:
Demokrasinin bizim için anlamını birkaç nokta ile açıklayalım:

A.demokrasi temel itibari ile siyasal niteliklidir.
Demokrasi bir sosyal yardım ya da bir ekonomik örgütlenme sistemi değildir!Demokrasi,maddi refah sorunuda değildir.Böyle bir görüş vatandaşların,siyasal özgürlük gereksinmelerini uyutmayı amaç edinir!
Türk devriminde ki demokrasi,siyasaldır,onun amacı,ulusun,yönetenler üzerinde denetimiyle,siyasal özgürlüğünü sağlamaktır.

B.Demokrasi birinci özelliği ortak,temel olarak,ikinci bir özelliği daha vardır.O da şudur:Demokrasi düşüncedir,bir kafa sorunudur.Herhalde bir mide sorunu değildir.Hükümet ilkeside bir adalet bağlılığını ve ahlak düşüncesini gerektirir.

Deokrasi yurt aşkıdır,aynı zamnda babalık analıktır.

C.Demokrasi temelde bireycidir;bu nitelik,yurttaşın egemeliğine,insan sıfatıyla katılmasıdır.
D.Son olarak demokrasi,eşitlikçidir;bu nitelik,demokrasinin bireyci olması niteliğinin zorunlu sonucudur.Kuşkusuz,bütün bireyler,aynı siyasal haklara sahip olmalıdır!

Demokrasinin bu bireyci ve eşitlikçi niteliklerinden genel ve eşit oy hakkı çıkar.”

Atamızın fikirleri kemalizmin içine işleyen demokrasi olgusu işte budur!

Çağımızda demokrasinin iki türlü kullanım sahası vardır ve ikiside uygulamada demokrasinin zıttı işleyiş içindedir!
Birincisi,kapitalist sistemde burjuva sınıfının uyguladığı demokrasi anlayışıdır!Burjuva,Fransız Devrimi’nde kazandığı devrimci niteliği bu uygulama ile çöpe atmıştır ve devrimci özellikleri yozlaşmıştır!Bu anlayışta toplumsal yapıda burjuvayı en çok rahatsız edecek işçi sınıfının emeğinin karşılığı tam olarak verilmez!Kapitalist sistemin getirisi artı değer ile işçi emeği üzerinden burjuvazi zenginleşir,büyür,gelişir.İlginçtir,burjuva bir demokrasi kurmamıştır!Batı toplumlarında burjuvaziyi demokrasiyi kullanmaya mecbur eden neden;Sanayi Devrimi’yle beraber daha eşitlikçi ve hak istekleriyle öne çıkan işçi sınıfının istekleridir.Nitekim burjuva bu istekleri,öz ulusu içindeki işçilere her toplumda daha farklı olmak üzere vermiştir.Fakat bunlar burjuvanın demokrasi anlayışının,fransız devrimindeki demokrasi anlayışının devrimci niteliğine yaklaştırmaz!Teorideki bu olay ABD devletinde pratik olarak yaşanmıştır.Fordist ekonomik model ile birlikte burjuva ile işçi sınıfı çatışmasız bir ortam amaçlanarak demokratik bir düzen yaratılmaya çalışılmıştır.Fakat burjuvanın gerçek amaçları demokrasiye ne kadar inandığı,işçi diktatoryası Sovyet Cumhuriyeti’nin çökmesinin getirdiği şartlar,esnek üretim modelleme yoluna geçilmesiyle görülmüştür!Bu geçen zaman çerçevesinde mazlum milletler,yani bizler,ilk aşamada burjuva demokrasisi ile yönetilen ülkelerde ki işçi refahı için sömürüye mağruz kaldık,daha sonrada şuandaki gibi küreselleşme ideali uğruna!Fakat hep sömürüldük!

O halde şunu ifade edebiliriz;başka uluslarda ki bireysel hak ve özgürlüklere saygı duymayan,kendi halkına mensup bireylerin oluşturduğu sınıfı küçük gören bir anlayış ve toplumsal ilişki içerisindeki demokrasiler burjuva demokrasileridir!

İkincisi ise işçi demokrasisidir.Bu anlayışta ise sınıfsal çatışmadan doğan emek sömürüsüne son verilirken burjuva sınıfının hiçbir hakkı tanınmaz bireycilik reddedilir,sadece toplumun çıkarı gözetilir.İşçi sınıfı merkezi bir planlama sistemi ile tüm toplumu öngördüğü biçimde şekle sokar.İşçi diktasında ise yine burjuvanın diktasına eş düzeyde toplumu refaha ulaştırmak sınıfsız çatışmasız bir topluma götürmek amaçlı bireylerin sınıfların hürriyetleri yok edilir!Oysa ki demokrasi,hürriyetleri yok etme hürriyetini tanımaz!

Fikren bağımsızlık ilkesini yol edinmiş bizler,demokrasinin bu iki tanımına ve uygulamasınada şiddetle karşı çıkarız!Her iki anlayışta demokrasiyi atamızın bahsettiği gibi yanlızca maddi refah sorunu olarak görmekteler,bununla birlikte demokrasinin fransız devrimindeki devrimci niteliğinden tümüyle kopmaktadırlar!

Fikren bağımsızlık ilkesindeki demokrasi anlayışı ve sömürüye maruz kalanlar için de bu anlayışın tek anlamı olmalıdır!O da şudur:Toplumdaki hiçbir sınıfın birbirleri üzerinde üstünlüğü yoktur!Hangi sınıfın temsilcisi iktidarda olursa olsun sınıfların hakları veya ulusların hakları ellerinden alınamaz,hakları sömürülemez!Bizler emperyalizme baş kaldırmış doğunun şanlı tarihiyiz!Tek çıkış yolumuz tüm katmanlarımızı bir arada tutup ortak bir ilke uğrunda birleşerek ezenlerin sömürüsüne son vermektir!

Demokrasi evrensel bir tanımdır.Her ulusun,bu ulusların yapılarını oluşturan sınıfların ve bu sınıfları oluşturan bireylerin temel hak ve özgürlükleridir!O halde hem bireylerin hem sınıfların hemde tüm bunları bir üst yapıda birleştiren ulusların temel hak ve özgürlükleri hiçbir bahane ile hiç bir sınıf ve bu sınıfların demokrasi idealini destabilizasyona uğratarak yapılandırdıkları uluslar tarafından sömürülemez!İşte gerçek demokrasi ancak bu uygulamanın getirisi olabilir!

O halde siyasal yapıda fikren bağımsızlık ilkesini yol edinmiş bir ulusun ezen ulusların öngördüğü demokrasi biçiminden fikren bağımsız olarak,devlet yönetiminde fikren bağımsız demokrasiye tam güveni ve uygulamada çıkacak aksaklıklarda ise demokrasinin saç ayağı adalet duygusunu ortaya çıkarabilmek ve toplumu sınıflarının çatışacağı değil,”milli devletler birliği” gayesi uğruna dayanışma içine gireceği bir ortam yaratmaktır ve bu yarattığı ortam doğrultusunda her  ulusun eşit haklara sahip olduğu bilincinde birlik için çalışmalıdır!

Bu yapıyı oluşturabilicek tek hükümet şekli ”3. Dünya”  ulusları arasında en mümkün olabilicek seviyede sadece ülkemizde mevcut olacağından,fikren bağımsızlık ilkesini yol edinmiş bizlerin ileride partileşerek amacımız uğruna çalışmak,hem ulusumuza hem de tüm sömürülen  ulusların çıkarı uğruna boyun borcumuzdur!

Fikren bağımsızlık ilkesinin temelinde yatan emperyalist  ulusların geliştirdiği doktrinlerden farklı yapımızı demokrasi anlayışımızda ve uygulamamızda göstererek toplumumuzun ve ezilen milletlerin devrimsel mekaniğini harekete geçirmeli ve ulusüstü bir yapılanmada FİKREN BAĞIMSIZ MİLLİ DEVLETLER BİRLİĞİNİ oluşturmalıyız!

Son tahlilde,buraya kadar kısaca bahsettiğimiz fikren bağımsızlık ilkemizin üç koşula bağlı olduğu açıkca ortaya çıkmaktadır.

1-Emperyalist ulusların içinde aydınlanma ile ortaya çıkan  ve tüm halkların işleyişlerini,ardıllarını çözmek için,insanlığa sunduğu felsefik ve ideolojik görüşler,Osmanlı mirası üzerinde şekillenen ulusların toplumsal işleyişinden(maddi-manevi kültür) nicelik olarak ve bu ezilen uluslarda gerçekleştirilen istiklal hareketleri ve devrimlerden sonra ise nitelik olarak farklılık gösterir.Dolayısı ile bu milletlerin toplumsal fikirleri(maddi ve manevi kültürlerin toplamı) bağımsızlaşır.Fikren bağımsızlık ilkesine sahip çıkacak olan siyasal yapının bu kabulü özümsemesi gerekir.

2-Demokrasinin eksiksiz kabulü,tam anlamıyla işlemesi ve bunun sonucunda ilkel davranışlardan uzak,farklılıkları zenginleştirerek(hem sınıfsal hem kültürel) toplumsal gelişme sağlanması.Sınıfçı demokrasilerin eriprotik niteliklerinin reddedilmesi.

3-Hem maddi hemde manevi kültür alanında yani,teknolojik ve ideolojik yönden batı emperyalizmine karşı,ANTİ EMPERYALİST bilince sahip olma.

Kanımızca,genel itibari ile ortaya koyduğumuz bu üç madde fikren bağımsız  uluslar tarafından benimsenmesi,manevi kültür yönünden ortak nitelikleri aynı olan ezilen ulusları birbiri ile oluşturacakları ekonomik ve siyasal üst birliğe hız verecektir.
Edindiğimiz ilkeler ne kadar genel olursa,o derece kültürel yakınlığımızın bulunduğu  milletlerin öz yapılarına zarar vermeyecek unsurlar olacaktır ve birlik hedefi halkların işleyişine saygı göstererek hızlanacaktır.

Şu ayrıntılarada değinmekte fayda var.Fikren bağımsızlık ilkesinin gayesi,çeşitli batılı kuruluşlarca günümüzde  Osmanlı coğrafyasında ki uluslara karşı başlatılan Genişletilmiş Ortadoğu projesi adı altında,bu ulusların ”çağdaşlaşma” gelişimini engelleyip,genel itibari ile feodal toplumun kalıntılarından oluşan sürüleşmiş birlik isteklerinden tamamen farklı bir birleşimdir isteğimiz.

Bizler kemalist gençler olarak,Atatürk’ün yolundayız.Bu yolda Atatürk’ümüzün hedeflerini saklı ve gizli olarak gayet iyi bilmekteyiz.Özellikle kemalizmin kuantum çağında,bir önceki devrimsel mekanik aydınlanma çağında ki işleyişine oranla,daha somut daha aktif,halkımız için daha gerekli ve en önemlisi Fİkren Bağımsız milletlerin devrimsel mekaniğini harekete geçirebilecek,Tüm Türk ve Fikren Bağımsız  milletlere ait ortak ilkelere sahip olduğu bilincindeyiz!

İlk cümlemizde belirttiğimiz gibi amacımız kemalist düşünceyi anlamak,özümsemek ve kemalist düşüncenin ezilen uluslara uygun en temel ilkelerinin geliştirilmesi ulus üstü bir boyutta yeni çehresiyle karşımıza çıkmasını sağlamaktır.

Son söz olarak atamızın hukuk dışı bir şekilde hala açıklanmayan siyasi vasiyetnamesinde ki amaç bizim hedefimizdir! YAŞASIN ANTİ EMPERYALİST DEMOKRATİK ÇAĞDAŞ  FİKREN  BAĞIMSIZ  MİLLİ DEVLETLERİN  BİRLİĞİ!

F.B.K.G.