Efsanelerden Beslenen CERN!

21 Aralık 2012 tarihini uyduruk hikâyelerle Kıyamet olarak ilan edenler, daha sonra kıvırmaya başlamışlardı.

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1865

Ancak bir şey var ki, bu kehanetçilerle ilgili olarak Oktan Keleş’in kitabında İLHAMİ ABİ bir konuya dikkat çekmişti:

“Yani aslında bu kehanetler çıkmıyor, sadece kehanetlere uygun hadiseler bu örgüt tarafından meydana getiriliyor.”

Mesele çok açık değil mi, kehanet gerçekleşmiyorsa –suni yollarla, müdahalelerle- kehanetleri gerçekleştirmek için kurulmuş bir örgütten bahsediliyor. Tel Aviv hiçbir efsaneyi kendi başına bırakmıyor. Bunu en çok Mısır Piramitleri ile ilgili olarak uyguladılar.

Şimdi yıllardır 21 Aralık 2012 de kıyametin kopacağını kulaklarımıza üfleyenler, bu tarih yaklaştıkça değişik argümanları piyasaya sürüyorlar.

Son kozlarından birisi ise  meşhur CERN DENEYİ.

İlginçtir; Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) bulunan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) 21 Aralık 2012 de  ilk kez tam kapasiteyle çalıştırılacak. Böylece şu yalanları yaymaya başladılar:  “Oluşacak yüksek enerji nedeniyle minik karadelikler oluşacak ve işte bu yüzden o gün dünyanın sonu gelecek.”

Oktan Keleş, ASA Kitabında (sh. 551) Cern Deneyi için şunları yazmıştı:

“Yaratılış teorisini fiziğe dönüştürüp Yaratıcı’nın -sözde- yokluğunu beyinlere üfleyen bir deney… Çünkü asıl sır, yaradılışın maddesinin oluşumu değil Şeytan’ın enerjisini bulma ve elde etme çabasıdır.” Demiş ve  “CERN’DEKİ Sır” makalesi ile konuya değişik bir açıdan yaklaşmıştı:

http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=240

“Bu deneyin asıl amacı aslında ALLAH’ın yani bir yaratıcının olmadığını sözde ispat etmek. Aradıkları da Şeytan parçacığı. Enerji kaynağı kabul ettikleri Şeytanın, bir enerji parçasını arıyorlar. Tabi şimdi birileri “yok artık” diyecek. Böyle diyeceklere küçük bir not: Bu gibi projelere bir çok gizli servis, bir çok devlet, Şeytani  bir çok yapı vs. çok uçuk rakamlarla destek olurlar. Her birinin amacı, kendi planları doğrultusundadır.

Mesela Vatikan ve İsrail bu projeye maddi açıdan oldukça cömert davranmışlardır. Vatikan, Mesih’in parçasını arar, bilim adamları enerji oluşum kaynağı maddesini, İsrail  ve Siyonistler  ise Yehova’dan bir parça ararlar, Şeytaniler ise Şeytanın gücünü. Aslan payı kimindir, düşünün? Yani herkes farklı yaklaşır bu gibi bilimsel projelere. Yani herkesin kendine göre bir amacı vardır. Burada asıl amacı bilen tepedekiler. Yoksa en altta çalışanların, yukarıdakilerin amaçlarından elbette haberleri yoktur. Onlar olaya “bilimsel” bakarlar.

Bu deneyin sonucunda; “bir çok bilimsel buluşa kapı açılacak” deniliyor. İşi herkes kendi gücü oranında elinde tutuyor. Singularity’cilerin 1.5 milyar dolar katkıda bulunduğu CERN  Projesinden beklentileri de çarpıştırma sonucunda ortaya çıkacak enerji parçacığı ile ilgili. Bu enerji parçası, eğer başarırlarsa, kaybolmuyor. Şimdi sadece kaybolur şekilde var. Yani bu enerji parçası ortaya çıkıyor, fakat muhafaza edilemiyor.

Peki Singularity’ciler, ne yapacaklar bu parçacıkla? Öncelikle Singularity ile ilgili olarak  daha önce yazmış olduğum yazıyı okumanızı  tavsiye ederim.

http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=3

 

BAKARA 17. “ONLARIN DURUMU ATEŞ YAKAN KİMSENİN DURUMUNA BENZER, ATEŞ TAM ÇEVRESİNİ AYDINLATTIĞI SIRADA ALLAH IŞIKLARINI YOK EDİVERİR DE ONLARI GÖREMEZ BİR BİÇİMDE KARANLIKLAR İÇİNDE BIRAKIVERİR.” Bu Ayet’i lütfen uzun uzun tefekkür edin.

Kehf Suresi 51. Ayet: “Ben onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tuttum.” Ayet aynen böyle söylüyor. Bu yüzden yaratılışı bulmak mümkün değil. Allah (cc) açıkça beyan etmiş.

Evet, “ŞEYTAN SİZİ ALLAH’LA ALDATMASIN”  Ayeti çok şey anlatıyor. Bilim adamları Allahsız bilim olmayacağını anladılar. Bu büyük bir ibret bizlere. Kadir-i Mutlak  Allahuekberdir.” Demişti.

Şimdi bu Şeytan’ın enerjisini arayanlar, kendilerine tarih olarak 21  Aralık’ı seçmişler. Bu tarih kesinleşmiş mi, yoksa değiştirilecek mi, bilemiyoruz. Ama sosyal medyada bu tarihi öne çıkardılar. Yapmasalar bile insanların zihninde 21 Aralık’ı canlı tutuyorlar.

İşte haberler:

MAYA takvimindeki bir “büyük çevrim” (piktun) 21 Aralık 2012’de sona eriyor. Bilim adamları, 21 Aralık’ın her yıl olduğu gibi Kuzey Yarımküre’de en uzun gecenin yaşanacağı bir gündönümü olmaktan başka anlam taşımadığı görüşünde. Kimileri ise bu tarihte kıyametin kopacağını iddia ediyor. Söz konusu tarihin yaklaşmasıyla birlikte sosyal medyada seslendirilen son iddia ise şu:  “Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) bulunan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) 21 Aralık’ta ilk kez tam kapasiteyle çalıştırılacak. Kullanılacak yüksek enerji nedeniyle minik karadelikler oluşacak ve işte bu yüzden o gün dünyanın sonu gelecek.”

Haberler böyle. Şimdi CERN DENEYİ’NDE bakalım gerçekten de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) 21 Aralık’ta ilk kez tam kapasiteyle çalıştırılacak mı?

Efsanelerden beslenmeye devam… Kim demiş ki, “bilimsel çalışmalarda efsanelerin işe ne?” diye…

 

Erol Elmas

 onaltıyıldız // fbkg

Bunlar da hoşunuza gidebilir...