Cumhuriyetin Bekçisi Halktır

Atatürk yaşasaydı, kurduğu Cumhuriyetin bugün sivil yurttaşların sağlam bekçiliğine bir kez daha tanık olacaktı.

Gizlisi saklısı olmayan bir gerçek, bugünkü siyasi iktidarın başının, Cumhuriyetle yönetim şekline karşı olmadığı; ancak o rejimin kurucusuna sevgi duymadığıdır.

Kendi merhum babası ile annesininKaracaahmet’teki kabirlerini her cuma günü ziyareti bir görev sayan Erdoğan, dün ülkenin“en büyük bayramı”nda Mustafa Kemal’in çocukları olarak Anıtkabir’e gitmek isteyenler için yasak getirmek istemiştir.

O isteği çok kurnaz bir metod ile “alınan istihbarat gerekçesi” bahanesi sayesindeAnkara Valisi’ne uygulatmaya kalkışmış; öylelikle Alâaddin Yüksel’i milyonlarca vatandaş karşısında ateşteki kestaneleri elleri ile almaya yöneltmiştir.

Cumhurbaşkanı olmak için Çankaya’ya çıkma hazırlıklarına iki yıl kaldığını düşünerek, ülkede başkan olursa nasıl bir Türkiye ve dahası nasıl bir Cumhuriyet Bayramı kutlaması olacağının da öylece provasını gerçekleştirmeyi düşlüyordu.

Öylelikle ülkenin önemli aydınları ile komutanlarının Ankara ve Silivri cezaevlerinde tutsak olarak tutulduğu bu 89. yılda AtatürkçüCumhuriyetçilere tam bir gözdağı verilecekti.

Ankara Hipodromu’nun tribünleri ile sınırlı ve çoğunluğu resmi zevattan oluşan bir kitle ile otokratik rejimlere özgü ulusal bayram törenleri dönemi yeniden açılmış olacaktı.

Oysa, mütevazı bütçesi ile Cumhuriyetin Onuncu Yılını Gazi’nin yakınında kutlamak için eşi ve 7 yaşındaki oğluyla bir trenin 3. mevki kompartımanında Ankara’ya gidenEdirne Defterdarı Fehmi Birgit’in duyduğu heyecanı günümüzde de yaşatan milyonlarca yurttaş, hayatta ve ayaktaydılar.

Onlar, en büyük bayramlarında Anıtkabir’i ziyareti bir evladın ihmal edilmez görevi sayarak başkent yolculuğuna hazırlandıklarını duyurunca, Ankara Valisi Alâaddin Yüksel, aldığı talimatı ifa ederek alınmış olan bir duyumdan söz etti.

Ve Ankara’nın tüm giriş çıkış yollarını güvenlik güçleri ile kapatmaya yöneldi.

Kimi “Yetmez ama evet”çilerin de şaşkın bakışları arasında seyahat özgürlüğünün önüne barikatlar konuldu.

İşgüzar başka mülki idare amirleri de, kendi illerinden başkent kutlamalarına katılmak isteyen halkın seyahat hürriyetlerini yasaklamaya kalkarak anayasal suç işlediklerini düşünemeyecek kadar emir kulu olmaya rıza göstermiş oldular.

Daha geçen yıllarda Mustafa Kemal’inSamsun’a çıkışını kutlamak için yapılan 19 Mayıs törenlerini engellemek amacıyla ulusal bayramların stadyumlardan çıkarak halkın katıldığı törenlere mal edilmesini savunan Başbakan, ne dediğini unutmuş olmalıydı.

Ama koymak istediği yasak; dün, 29 Ekim 2012’de Cumhuriyetin ilan edildiği Birinci Büyük Millet Meclisi’nin önünden Anıtkabir’e kadar uzanan o büyük halk yürüyüşünün önünde kurumuş bir sonbahar yaprağı gibi savruldu gitti.

Umarım Başbakan’ın koymak istediği bu tarihsel yasağın nasıl başarı ile uygulandığını izlemek amacıyla polis helikopteri ile başkent semalarında uçmayı göze alan İçişleri Bakanıİdris Naim Şahin gözlemlediği o inançlı, kararlı, silahsız, sivil yurttaşlar ordusunun yürüyüşünü ilk Bakanlar Kurulu toplantısında, Başbakanına bütün görkemi ile anlatır.Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da Antalya’daki eleştirileri aynı toplantıda yineler.

Ve Ankara Valisi Bey… Ne oldu o düzmece istihbaratınıza?

O sade yurttaş deyimi ile, sizi kim açmaza getirdi?

Onca geçmişinizi, hem de bir ulusal bayram gününde kara bir örtü altına alarak kim sizi AKP’nin maşası haline soktu?

 

Cumhuriyet

Bunlar da hoşunuza gidebilir...