CFR’nin İkinci Adamı Konuştu…

Bir hafta önce Polonya’da konuşan Zbigniew Brzezinski, dünyanın her köşesinde yaşanan küresel siyasi uyanışla ilgili küresel elitin korkularını yansıttı. Ünlü strateji uzmanı, küresel siyasi uyanışın, küreselleşme elitleri için en büyük zorluk olduğunu belirtti.

Xrepublic.tv’de yayınlanan 6 dakikalık videosundaki Brzezinski şunları söyledi:

Amerika’nın hiç de sürpriz olmayan şekilde tek taraflı ancak barışçıl Sovyet Rusya zaferi, Birleşik Devletler’in dünyanın koruyucu egemenliğiyle 21’nci yüzyılın Amerikan yüzyılı olacağına dair kısa ancak yaygın bir yanılsama doğurdu.

Yirmi yıl sonra kapsamlı ve hakiki bir Amerikan hakimiyeti artık mümkün değildir. Bunun birçok nedeni vardır. Son on yıllarda dünya çapındaki sosyal değişim, evrensel bir uyanışı, kitlesel siyasi farkındalığı teşvik eden radyo, televizyon ve internet gibi anlık kitlesel iletişim sayesinde eşi görülmemiş tarihi bir ivme yaşamıştır. Ortaya çıkan dünya çapındaki halk aktivizmindeki yükseliş, sömürgecilik ve emperyalizm çağında hüküm süren harici hakimiyete karşı düşmanlığını göstermiştir.  

Harici kontrole karşı tarihsel olarak içerlemiş ve siyasal olarak uyanmış halkların ısrarcı ve son derece motive popülist direnişinin bastırılması gitgide zorlaşmıştır, tıpkı Vietnam, Cezayir ve Afganistan’daki mükemmelleşmiş gerilla savaşının kafi derecede gösterdiği ve Orta Doğu ile Güney Asya’nın şimdiden ima ettiği gibi…

Aynı zamanda yıkıcı yetenekleri sürekli artan silahların ana oyuncular tarafından edinilmesi, nükleer bir savaştaki zafer kavramını engelleyici şekilde masraflı hale getirmiştir. Bu türden kendini-sakındırma, atom çağında, büyük oyuncular arasında mevcut değildi. Son ancak en önemlisi ise Çin’in genel ifadeyle Asya’nın yükselişi ile dramatize edilen küresel siyasi gücün ağırlık merkezinin batıdan doğuya doğru süren kayması, küresel gücün dağılımının daha girift ve tarihi olarak daha yeni bir başlangıcına kati şekilde işaret etmektedir.

Bu daha girift ve tarihi jeopolitik düzende demokrat Amerika hala kuşkusuz dünyanın en güçlü, en zengin ve en etkili devletidir.

Bu nedenle Amerika’nın dünya meselelerini nasıl icra ettiği çok önemlidir. Ancak yakın geçmişten daha fazla derecede artık bu diğer ana oyuncuların icrasına da bağlıdır.

Muhtemelen hepimiz şunda hemfikirizdir. Dünyanın jeopolitik olarak en önemli devletlerinin herhangi bir çağdaş listesi içinde Amerika, Çin, Rusya, siyasi birliği olmadığında Avrupa Birliği hariç ancak Almanya, Fransa, İngiltere ve doğuda Hindistan yanında Japonya yer alır.

Ancak bu en önemli devletlerin her biri o ya da bu şekilde dünya meselelerini şekillendirme kapasitelerini düşüren ciddi sistematik handikaplar içerisindedir.

Örnek verecek olursak Amerikan siyasi sistemi gitgide tıkanmaktadır ve başta artan sosyal eşitsizliği oluşturan ülkenin ciddi dahili ekonomik ve mali sorunlarıyla etkin şekilde başa çıkamamaktadır.

Aynı zamanda altyapısal yenilenmesi üzerine uzatmalı savaşların yüksek mali külfeti binerken başta Orta Doğu olmak üzere son yıllardaki tek taraflı askeri gücüne güveni nedeniyle Amerika’nın küresel meşruiyeti zarar görmüştür.

Yakın gelecekte Amerika’nın küresel etkisi, İran’la yeni bir savaşın muhtemel sonuçlarıyla daha tehlike altına girebilecektir.

Tarihsel olarak eşi görülmemiş ve gerçekten dikkat çekici modernleşmesine rağmen Çin, iktidardaki bürokrasi ve artan ulusalcı silahlı kuvvetleri ile siyasi sistemi ilhamlarını kontrol ettiğini düşünen Çin’in genç müreffeh orta sınıfı içindeki genç kesimler arasında yaşanan dahili siyasi stresin işaretlerini göstermektedir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...