Cesetleri Kimler Yakmak İstiyor?

Rahmetli Özal’ın cesedinin çürümemesi ile ilgili bir tartışma aldı başını gidiyor. Bu tartışmaları kullanarak meseleyi farklı yönlere çekenler var. Öncelikle kendi fikrimi söyleyeyim: Allah’ın taktir ettiği hükümler çerçevesinde, O isterse hiçbir şey çürümez.

Biz meseleyi başka mecralara çekenlere karşıyız. Önce Oktan Keleş’in Melekler Ağlarken Kitabı sayfa 235-236-237’deki bilgilere bakalım. Bir kez daha bizi önceden uyardığı için Allah kendisinden razı olsun…Sanki bugünkü tartışmaları görmüş gibi yazmış.

İşte ilgili sayfa:

İlhami Abi’nin verdiği bu bilgilerden içim titredi bir an. Şeytan topraktan yaratılan Âdem’den dolayı Rabbimiz tarafından kovulmuştu ve toprağa da düşmandı. Kendisi dumansız ateş olan; yani yaratılışı ateş olan İblis insanı topraktan ayırmak için her türlü planı yapmakta.

Örneğin: Çeşitli plan ve projeler sayesinde insanlar bugün antibiyotikler alıyor. Öldüklerinde olanlarda bir bilim adamının BM Güvenlik konseyine sunduğu raporlarda görüleceği üzere çok ürperticiydi.

Toprak altı çürümeyen cesetlerle dolu; çünkü beslenme ve alınan antibiyotik maddeler, toprağa karşı insan vücudunun dirençli olmasını sağlıyor. Ceset geç çürüyor ya da çürümüyor. Bu da ayrı bir insanlık felaketinin ve hastalıkların habercisi. Bu yüzden cesetler yakılmalı.”    

İlhami Abi bilim adamının bu ifadesini şöyle açıklamıştı:

– Ateş toprağı yakarak intikam almak istiyor; yani ateşten yaratılmış İblis topraktan yaratılmış Âdemoğlunu…..

….

Şimdi bu yazılanlardan yıllar sonra rahmetli Özal’ı bahane ederek birileri tıpkı orada yazılan ifadelerin aynısını gündeme getiriyorlar.

Şimdi aşağıdaki haberi okuyunca, nasıl da hiçbir ayrıntının kaçırılmadığını, sinsice planların devre sokulmak istendiğini göreceksiniz.

İşte Haber:

 

Kimyasallar yüzünden cesetler çürümüyor ve toprağa karışmıyor

Bir haftadır 8’inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın naaşının nasıl olup da 19 yıl bozulmadan kaldığını konuşuyoruz.

Biliyorsunuz, İstanbul Üniversitesi Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürsel Çetin’e göre bu şaşırtıcı bir durum değil; “Naaş sulu ve soğuk bir ortamdaysa ve yağ dokusu fazlaysa çürüme yavaşlar. Cilt altındaki yağların hidrojenleşmesi sonucu lipitler oluşur. Buna sabunlaşma denir ve beden neredeyse hiç bozulmaz” Anadolu’da da özellikle türbelerde bunun örneklerine rastlandığını ve bunlara mistik anlamlar yüklendiğini hatırlatalım. Ama bu açıklamaların üstüne biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin’in söyledikleri, bizi bambaşka bir konuyla yüz yüze bırakıyor; Biyolojik çevrim bozulduğu için artık pek çok insanın cesedi çürümüyor…

 

Prof. Dr. Barbaros Çetin, insanların toprağa verildikten neden ‘çürümeyebilecekleri’ konusunda şunları söylüyor

 

“Parçalanıp ekosisteme geri dönelim diye toprağa gömülüyoruz. Burada bizi organik halden inorganik hale dönüştürecek bakteriler, mantarlar ve böcekler var. Fakat toprak gün geçtikçe kirleniyor. Avrupa’ya bakın. Sanayii devrimi geçirdi, kirlendi. Son 5 yıldır bazı mezarlıklarda cesetlerin çürümediği gözleniyor. Fabrika atıkları, otomobillerden çıkan gazlar, yağmur suyu gibi iklimsel faaliyetlerle toprağa geçiyor. Bu yüzden toprakta bizi ayrıştıracak olan canlı türlerinin miktarı mililitrede milyarlardan binlere düştü. Bu birinci sebep. İkinci sebeb ise içinde koruyucu madde olduğu için 30-40 gün bozulmayan sütler var. Yoğurtlarda mantar oluşmuyor artık. Yaşarken besin zinciri yoluyla aldığımız gıdalarla, konservelerle vücudumuza giren kimyasallar var. Bunların basında gıdaların ömrünü uzatan koruyucu maddeler ve tarım ilacı kalıntıları geliyor. Karaciğerde, dalakta özellikle de yağ dokularında birikiyorlar. Vücut bunları yok edemiyor. Kimya deposuna dönüyoruz, öldüğümüzde bu kimyasallar bir çeşit mumyalama etkisine neden oluyor. Beden bozulmuyor.

 

Bu durumun böyle devam ettiği takdirde dünyanın ölüler bataklığına döneceğini söyleyen Çetin, ” Bu bir çeşit ekolojik kıyamettir. Geçen yıl Amerika’daki Dünya Nüfus Merkezi’nin yaptığı bir açıklamaya göre modern insan var olduğundan bugüne kadar yeryüzünde ölen insan sayısı yaklaşık 108 milyar. Bu kadar kişi öldü ve sisteme geri döndü. Bu bir kısır döngüdür. Devam etmesi gerekiyor” dedi.

Bu konuda önerisi, örneğin küle çevirmenin ekolojik sisteme fayda sağlayıp sağlamayacağı sorulan Prof. Dr. Barbaros Çetin, “Din bilginleri, sosyologlar ve biyologlar oturup tartışabiliriz. Bazı dinlerde ölüler yakılıp küle çevriliyor.

Ama ben böyle bir şey söyleyemem. Bu, ülkemizde büyük tartışmalara neden olur. Sizi inanmamakla eş tutabilirler” diye konuştu.

….

Her şey açık…

 

Erol Elmas

ONALTIYILDIZ // FBKG

Bunlar da hoşunuza gidebilir...