Bozkurtlar Mankurtlaşıyor mu?

Mankurtlaşma tabirinin kökeni Manas Destanı’na kadar uzanır. Destanda, çocuk Manas’tan korkan Kalmaklar, onu mankurt etmekten bahseder. Mankurt kavramını Manas Destanı’ndan alıp hafızalara kazıyan isim Cengiz Aytmatov’dur. Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanında geçen ‘’Nayman Ana destanında’’ bir mankurtlaştırma hikâyesi anlatır.

Hikâye özet olarak şudur:

Türk boyları ile düşman kabile Juan-Juanlar arasında yapılan savaşta, Juan Juanlar, esir düşenlere özel bir işkence yöntemiyle geçmişini unutturup, deve çobanı yapıyorlar.

İşkence yöntemi ise şöyle:

Esirlerin elleri kolları bağlanıp saçları usturayla kazınıyor. Kesilen devenin boyun derisi çıkarılıyor ve bu deriyi saçı kazınmış esirlerin kafasına geçiriyorlar. Başları sağa-sola oynamasın diye boyunlarına da tahta kalıp geçirip doğru çöle salıyorlar. Çığlıkları duyulmasın diye de elleri-ayakları bağlanıyor.

Kızgın güneş altında büzülen deri başı mengene gibi öyle sıkıştırıyor ki, esirin çıkmaya başlayan saçları dönüp yeniden başa batıyor. Beyin, bu basınç altında değişime uğruyor. Kızgın çölde aç-susuz birkaç gün geçiren bu esirlerden birçoğu dayanamayıp ölüyor ve orada gömülüyor. Sağ kalıp belleğini yitirerek mankurt olanlarsa günlerce beslenip güçlendiriliyor ve yeterince güçlendikten sonra köle pazarına götürülüp satılıyor.

“Mankurt” kim olduğunu, soyunun-sopunun nereden geldiğini, adını, çocukluğunu, anasını-babasını bilmezdi, kısacası insan olduğunun bile farkında değildir. Benlik bilincini yitirdiği için efendisine iktisadi açıdan büyük avantajlar sağlar…

Herhangi bir köle sahibi için en büyük tehlike, kölesinin başkaldırmasıdır. Her köle fırsat bulunca isyan eder; oysa mankurt köleler arasında kaçmayı, karşı koymayı, başkaldırmayı düşünmeyen, alışılmışın dışında tek varlıktır. Köpeklerin sahiplerini dinlemeleri gibi mankurt ta efendisinin sözünden dışarı çıkmaz.’’ (Gün Olur Asra Bedel, sf. 151)

Tanımlarsak; mankurt, geçmişine dair ne varsa unutan, sadece bedensel fonksiyonları çalışan, efendisinin sözünden dışarı çıkmayan robotlaşmış insan.

Mankurt hafızasını yitirdiği için köle pazarında hafızasını yitirmemiş diğer kölelerden çok daha iyi para ediyor. Çünkü hafızası yerinde olan köle geçmişini hatırlıyor bu sebeple kaçma ihtimali daima var. Mankurt, hafızası yerinde olmadığı için böyle bir teşebbüse meyletmiyor…

Köleyle mankurtu birbirinden ayıran özellikler hafızaları ve düşünme yetileridir.

Mankurtlaştırma her dönem farklı şekillerde ortaya çıkmış.

Mesela, Orhun yazıtlarında, Kültigin, Çinlilerin hoş vaatlerle Türk beylerini kandırdığını anlatır. Çinlilerin vaatlerine kanan Türk Beyleri zamanla yetiştikleri kültürden uzaklaşıp, Çince adlar almaya başlamışlar, Türk budunu Çin esareti altına girmiş, Türk boyları arasına fitne sokup birbirleriyle savaştırmışlar. Bir süre sonra halk uyanmış, başkaldırmış ve esaretten böylelikle kurtulabilmişler.

Osmanlı’nın son dönemlerinde ‘’idraksiz Türk’’ diyen tarihçilerden tutun da ‘’Türklükten şeref ve izzetimle istifa ediyorum’’ diyen din adamlarına kadar her alanda Türklük alerjisi var idi. Türk milleti, kendi kurduğu, yaşattığı devlette hor görülüyordu. Kimliğini unutmuştu, ‘’Osmanlı’’ydı…

Cumhuriyetle birlikte üzerimizden ölü toprağını attık fakat Atatürk aramızdan ayrılıp Türk büyüklerinin arasına katıldıktan sonra, yabancı devletlerle imzalanan antlaşmalarla köle duruma getirildik.

Mankurtlaştırma çabaları, sisteme mukavemet olmaması için süratle devam ediyor. Türk milleti, iz şaşırmadan cellâdını takip ediyorsa mankurtluk emareleri baş gösteriyor demektir.

Mankurtlaşma çabaları ise, günümüzde çok farklı cenahlarda şu şekillerde sürüyor:

*Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar aracılığı ile

* Gayri milli eğitim politikası ile

*Sözlü ve yazılı medya propagandalarıyla

*Dinî takiyye ile

Ülkede her türlü tarikatın kol gezmesi, sistemin çareyi mevcut partiler arasından aratması da mankurtlaşmayı arttıran etmenler arasında. Sistemin dediği şudur: İstediğini yap fakat seçeneği ben sunarım. Sistem, kendi mankurtlarını yetiştiriyor ve bunun herkese sirayet etmesini istiyor.

Batı biliyor ki, Türkiye Cumhuriyeti kendisini müdafaa edecek fedakâr fertleri kalmadığı zaman yıkılacaktır. Bu amaçla, Türk milletinin millî direnci köreltilmek isteniyor ve her yol deneniyor. Türk milleti hissizleştiriliyor. Taşeronlarını da bu minvalde çok iyi kullanıyorlar.

İmam Maturidi ‘’ ‘Akıl, bilgi kaynaklarından biri, insana verilmiş ilâhi bir emanettir. İnsanlar akılları sayesinde güzellik ve çirkinlikleri tanır, kendi üstünlüklerini onun sayesinde anlarlar. Kulun kusur işlemesi aklını kullanmayışı yüzündendir.’’ diyor.

Kur’an-ı Kerim’de; ‘’ Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.’’ (Enfâl Suresi, 22); ‘’Allah; pisliği, aklını kullanmayanların üzerine bırakır.’’ deniyor. (Yûnus Suresi, 100) (Surelerin İniş Sırasına Göre Kur’an-ı Kerim Meali, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk)

Mankurtlaşmamanın yolu, okumak-araştırmak-aklını çalıştırmaktan geçer. Dünyayı başkalarınının düşünceleriyle okumaya çalışanlar, olduğu yerde debelenir durur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyette Türk ulularının yanındadır fakat düşünceleri, Türk milletinin kültüründe önemli bir yere malik olan ‘’bozkurt’’ gibi, Türk milletine yol göstermeye devam etmektedir, edecektir.

Yaşadığımız coğrafya, milletler mücadelesinin merkez noktasıdır bu nedenle üzerimizdeki oyunlar hiçbir zaman eksilmeyecek aksine artacaktır fakat inanıyor ve biliyoruz ki, millî ızdırabımız sadece bir Türk eliyle dinecektir.


Cihan Yetkin
İlk Kurşun

Bunlar da hoşunuza gidebilir...