Biz Cumhuriyeti Kurarken, Kırk Paralara Çok Gereksinmemiz Oldu

Kırk paranın hesabı ve
Devlet Adamlığı
Bu arada Atatürk ile İsmet Paşa (İnönü) arasında geçen, “40 paranın hesabı” ile ilgili Sabiha Gökçen’in “Atatürk’le Bir Ömür” adlı kitabındaki bir anekdotu da belirtmekte fayda görüyoruz.
Bir gün İsmet Paşa Köşk’e hem yorgun, hem de çok sinirli gelmişti.Oysa, çoğu kez kendisini tutmasını herkesten iyi bilirdi. Şöyle bir yorgunluk kahvesi içtikten sonra Gazi ona:
– Hayrola İsmet? dedi. Sende bir sinirlilik var bugün. Ne oldu?
İnönü yumuşamıştı. Gülümsemeye çalışarak:
– Türk Hava Kurumu’nun genel yönetim kurulu toplantısı vardı da, dedi.
Gazi üsteledi:
– Eee ne olmuş varsa?
– Fuat Bey’i epey terlettim. İstifaya falan kalktı.
– Çalışkan çocuktur Fuat. cemiyeti de diğer milletvekili arkadaşlarıyla iyi yönetiyor.
– Bunlar doğru. Fakat canımı sıkan bir durum oldu.
– Neymiş o?
– Hesaplarda kırk para oynuyor.
– Kırk para. Yani bir kuruş.
– Evet. Toplantıya saat onda girdik, saat onyediyi geçiyordu çıktık. Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti. Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye emir vermiştim, bulamamışlar. Bugünü de onunla geçirdik. Fuat Bey’in duyarlılığını anlıyorum ama, ulusumuz ondan daha duyarlıdır. Verdiği paranın nereye gittiğini kesinlikle bilmek ister. İstifa bu gibi durumlarda en kolay yoldur. Ama kimseyi rahatlatmaz. Hatta söylentilere bile neden olur. Yurttaş bu parayı Türk Hava Kurumu yükselsin diye veriyor.
Gazi Paşa gülümsedi:
– Demek sorun bu. Kırk paranın hesabı seni bu kadar yorup üzdü. Tam adamını bulup bunların başına getirmişim. Haklısın. Kırk para, günün birinde kırk lira, kırk lira dörtyüz lira olur. Bu da giderek büyür halkın ağzında. Böyle kuruluşlara olan güvenini sarsar. Biz Cumhuriyet’i kurarken, böyle kırk paralara çok gereksinmemiz oldu. Peki ne yaptın sonunda?
– Muhasebeciyi çağırttım. Memurları seferber ettim. Ve kırk paranın yanlışlıkla bir başka hesaba geçirildiğini bulup çıkardık. Bundan sonra da bu gibi hataları affetmeyeceğimi söyledim. Bizim ulusumuz gerçekten de elindekini avucundakini verir.
Hiçbir ulusun eli Türk ulusu kadar açık değildir. Ama verdiğinin doğru dürüst yerlere harcandığını görmek ister. Türk Hava Kurumu’nun halktan toplanan paralarla uçaklar alıp askeriyeye armağan edilmesinden duyulan sevinç büyüktür. Bu güzel havayı kırk para uğruna bozmaya kimsenin hakkı yoktur. (Devam edecek)

Bunlar da hoşunuza gidebilir...