ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ, NEREDESİN?

Bu çağırım, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı sayın Tansel Çölaşan ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarınadır. Ben de ADD üyesi olduğum için kendimi böyle bir çağrıda bulunma hakkına sahip görüyorum. ADD’nin vereceği en ağır görevleri üstlenmeye, elimi taşın altına sokmaya, başımı vatan uğrunda vermeye hazırım.

    Ey genel başkanım, ey yöneticilerim! Söylem ve ufak çaplı, günü birlik eylemlerinizle göz boyamıyor ve bizleri aldatmıyorsanız, sevgili Atatürk’ün koyduğu ilkelere, yaptığı devrimlere gerçekten bağlı iseniz ve savunuyorsanız artık harekete geçin ve sonuç alıncaya kadar, sürekli ve yürekli bir eyleme başlatın bizleri. Bir çağırı bekliyorum sizlerden. Bu sadece benim bir çağırım değil. Yıllardır ve özellikle 12 Haziran seçiminden sonra konuştuğum, ADD’ye üye veya üye olmadığı halde yüreğinde vatan sevgisi olan; yasa dışı örgüt AKP’nin icraatlarından ve vatanın geleceğinden kaygı duyan tüm insanların ADD’den beklentilerini duyuruyorum sizlere.

    Öyle saman alevi gibi parlayıp sönen günü birlik eylemlerin, protesto ve etkinliklerin bir işe yaramadığını, ülkemizi işgal ettiği iyice belirginleşmiş ABD ve işbirlikçisi hainlerin geri adım atmadığını ve atmayacaklarını, her geçen gün yeni mevziler ele geçirdiklerini ve sürekli ilerlediklerini artık görelim; yurtseverlerin ise sürekli gerilediğini, sürekli mevzi kaybettiğimizi görelim artık. Mısırlı Araplar bile Hüsnü Mubarek’i devirinceye kadar Tahrir Meydanı’nı tekr etmemişlerdi. 20. Yüzyılın başlarında bütün mazlum milletler emperyalizme ve işgalcilere karşı direnişe geçerken Atatürk’ten ve Türk Kurtuluş Savaşın’ndan esinlenmişlerdi, şimdi ben üzüntü içinde, Mısır halkını örnek göstermenin acısını yaşıyorum.

    Parsel parsel vatan elden gidiyor. Ülkemiz Suriye ile savaş konumuna getirilerek komutansız kalan ordu Şemdinli’den itibaren amaçlı olarak çekilmiş ve Suriye sınırına kaydırılmış, bölge bilinçli bir şekilde PKK’ya terk edilmiş, PKK da Şekdinli’den itibaren hakimiyet alanını batıya ve kuzeye doğru genişletmeye başlamış bulunuyor. Hatay’dan itibaren doğuya doğru ve Suriye sınırı boyunca bizlere “mülteci” adıyla yutturularak kurulan ve sürekli genişletilen terörist çadırları ve konteyner kentler, büyük İsrail pnojesine ve BOP’a uygun olarak kurtarılmış bir kuşak oluşturmuş durumda. Artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hakimiyetinden çıkarılmakta olan bu kuşak üzerinden Barzani’nin İskenderun’dan Akdenize açılması sağlanmak üzeredir. Yabancı ajanların, teröristlerin, PKK’lıların ve silahlı kişilerin cirik attığı vatan topraklarına antık milletvekillerimiz giremiyor, girmek istediğinde ise sözde kamp alanından çıkan eli silahlı, sakallı yabancı teröristler, milletvekillerimizi kastederek, “bunları kıtır kıtır keseceğiz” diye bağırıyor. Tayyip, çok yakında çıkartacağı bir iç çatışmada o silahli teröristleri bize, hepimize karşı kullanacaktır. Bunu aklımızdan çıkarmayalım. Biraz öngörü lütfen.

    İzmir’de sözde mülteci, özde ise tam bir terörist kenti kurulmaktadır. Ahmet Davutoğlu, 31 Ağustos 2012 günü BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin mülteciler için yaptığı harcamanın 450 milyon doları aştığını söylemişti. Bizlerin ödediğimiz vergilerden oluşan devlet hazinesinden 450 milyon doları en küçük bir vicdan azabı duymadan silahlı, yabancı teröristler için harcayabilen alçaklardan hesap sormamız gerekmiyor mu?

    ADD’nin harekete geçmesi ve duruma el koyması için daha nelerin olması gerekiyor? Ha,belki vereceğimiz mücadelede şehitler de vereceğiz.  Özel adamın komutasındaki asker de bize saldıracak, ABD savaş uçaklarını kullanan Türk çocukları da belki bizi bombalayacaktır. Artık tıpkı sevgili Atatürk’ün yaptığı gibi bir kez daha Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak, yasa dışı sözde seçimlerle oluşmuş Meclis’i ele geçirmek ve milli bir hükümet kurmak zorundayız. Yok yasa dışına çıkmayalım teraneleri ile, AKP’nin çıkardığı kanun adı altındaki ihanet belgelerine uyarak vatanımızı kurtaramayız artık. Düşmana ve hainlere karşı isyan etmekten başka bir seçeneğimiz kaldı mı?

 

Sefer Çetinkaya /Eğitimci, araştırmacı, köşe yazarı   

Bunlar da hoşunuza gidebilir...