ABD’nin Maaşlı Devrimcileri !

O isimlerden bir tanesinin izini sürdük ve çok ilginç ayrıntılara ulaştık.

29 Temmuz’da The New York Times gazetesinde Neil MacFarquhar imzasıyla yayımlanan bir haberde, Suriye muhalefeti içerisindeki cihatçı grupların ağırlığı tartışılmaktaydı. Muhabir, makalenin bir noktasında şunları yazıyordu:

“Zaten bütün yabancı savaşçılar cihatçı değil… Edinburgh Üniversitesi’nde çağdaş Suriye İslam’ı konusunda öğretim üyesi olan Thomas Pierret, Libya’da Trablus savaşının yönetilmesine yardımcı olmuş Libya asıllı İrlandalı bir savaşçı, Mehdi el Harati, Suriye’de bir grup gönüllüyü örgütledi diyor. Bay Pierret, ‘O bir cihatçı değil; kendisini Suriye devrimine yardımcı olan Libyalı bir devrimci olarak görüyor’ diye devam ediyor.”

The New York Times’ın verdiği bu ismin izini sürdük. Yalnızca son bir buçuk yılda çeşitli gazetelerde yer alan haberlerden hareket ederek… İşte ulaştığımız sonuçlar.

 

Onlar sadece “devrimci”…
13 Ağustos 2011 tarihinde Irish Times gazetesinde “Libya asıllı İrlandalılar Kaddafi’yi devirmeye çalışan isyancılara katılıyor” başlıklı bir haber yayımlanıyordu. Aslında haber iki isim üzerinde kurgulanmıştı: Mehdi el Harati ve kayınbiraderi Hüsan el Nacar.

Şöyle deniliyordu İrlanda gazetesinin haberinde:

“Libya’nın Tunus sınırında küçük bir kasaba olan Nalut, Trablus devrimci tugayının karargâhına ev sahipliği yapıyor. Burada herkes kibar İrlandalı Harati’yi tanıyor. Harati, üst düzeyde eğitim almış bu tugayın başkomutanı. ‘Benim açımdan karımı ve çocuklarımı bırakmak kolay değildi, ama halkım anavatanımda özgürlük için savaşırken Dublin’de kalamazdım. Bu asla pişman olmayacağım bir karar ve ailemin beni bu konuda desteklediğinden kuşkum yok’ diyor.”

Trablus doğumlu Harati, yaklaşık 20 yıl önce İrlanda’ya göçmüş, burada Libyalı bir baba ve İrlandalı bir annenin kızı olan Eftaima el Nacar’la evlenmiş. El Harati, emperyalizmin Libya müdahalesinden önce Dublin’de Arapça öğretmenliği yapıyor. 2011 yılının Şubat ayında, yani Libya’daki olaylar başlar başlamaz, İrlanda doğumlu müteahhit kayınbiraderi Hüsan el Nacar’la birlikte Libya’ya gidiyorlar.

El Nacar ve el Harati burada bir tugay örgütlemeye girişiyorlar. Önce Bingazi’de muhaliflerin çatı örgütü Ulusal Geçiş Konseyi ile temas kuruyorlar. Harati, Irish Times’a verdiği demeçte “Düşüncemiz, ülkenin batı kesimindeki bölgelerde savaşabilecek, iyi örgütlenmiş bir grup yaratmaktı. [Grubun dayandığı] herhangi bir ideoloji yoktu; biz yalnızca devrimciydik” diyor. “Arap Baharı” devrimcileri!

Harati kısa süre içinde üst düzeyde eğitim almış, hepsi belli uzmanlıklara sahip 15 kişi topluyor. Ulusal Geçiş Konseyi’ne bir “devrimci Trablus tugayı” oluşturmayı teklif ediyor ve bu derhal kabul ediliyor. Kısa sürede sayıları artıyor, 1000’e kadar çıkıyor. Bu tuhaf tugayın içerisinde doktorlar, işadamları, mühendisler vs. de bulunuyor. Katar özel kuvvetlerinden eğitim ve silah alıyorlar. Sekiz kişilik bir keskin nişancı ekibi bile kuruyorlar.

El Harati 21 Ağustos 2011’de Trablus’un ele geçirildiği ana saldırıyı yönetiyor. Trablus alındıktan sonra, Trablus askeri konseyi başkan yardımcılığına getiriliyor. Yani amacı isyancı birliklerini bir araya getirerek ulusal bir orduya dönüştürmek olan teşkilatın başkan yardımcılığını üstleniyor. El Harati’nin üzerinde ise Libya İslami Savaş Grubu’nun lideri Abdülhekim Belhac var.

İktidar NATO beslemesi muhalifler tarafından ele geçirildikten sonra, muhaliflerin birbirine düştüğü hatırlanacaktır. El Harati,Katar destekli Belhac’la birlikte o dönemde geçici konsey başkanlığını yapan, şimdi ise “muvazzaf” başbakan Mahmud Cibril’in karşısındaki kampta yer alıyor. Belhac ekibi kanlı bir mücadelenin ardından yenik düşüyor ve Harati de Ekim ayında görevinden çekiliyor. Ancak el Harati’nin görevinden çekilmesi daha tuhaf bir biçimde gerçekleşiyor.

Kirli çamaşırları açığa çıkaran hırsızlık

Ekim başında yine İrlanda’da yayımlanan bir başka gazetede, Sunday World’de anlatılan bir hırsızlık olayı…

“…Eftaima el Nacar, mahalledeki okuldan bir telefon aldı ve dört çocuğundan bir tanesinin bacağını kötü bir şekilde yaraladığını, Tallaght Hastanesi’ne kaldırıldığını öğrendi. Eftaima, Kaza ve Acil Müdahale bölümünde birkaç saat geçirdikten sonra eve döndü; kapıyı açtı ve eve hırsız girdiğini fark etti. Evin altı üstüne getirilmiş ve yatak odasından külliyatlı miktarda Libya ve Mısır yapımı mücevher çalınmıştı.”

Hikaye burada bitiyor olsaydı, bir İrlanda gazetesinin üçüncü sayfasına dahi girmesi pek mümkün olmazdı. Ama hikaye burada bitmiyor. Bitmiyor, çünkü Eftaima el Nacar’ın evinden çalınan tek şey mücevherler değil. Evden çalınan bir şey daha vardı: 500 avroluk banknotlar halinde iki zarf içinde saklanmış 200 bin avro para.

Bu para Eftaima’nın kocasına aitti, yani Mehdi el Harati’ye… Polis, Libya’da “devrimcilik” yapmakta olan Harati’yi aradı ve o da, Libya’nın yeni rejimindeki askeri konsey başkan yardımcılığı görevinden istifa ederek derhal Dublin’e döndü. Polislere bir ay önce Fransa, ABD ve Katar’a gittiğini, bu ziyaretlerde bir Amerikan istihbarat teşkilatının temsilcileri tarafından kendisine yüklü miktarda para verildiğini ve bu paranın 200 bin avroluk kısmını da kendisine bir şey olursa ailesi tarafından kullanılması için sakladığını söyledi. Para, Harati’ye, Amerikan istihbaratı tarafından Libya’daki paralı askerlere dağıtılması için verilmişti. Kayınbiraderinin deyişiyle “sadece devrimci” Harati, hizmetlerinin karşılığını çaldırmıştı.

“Profesyonel devrimciler” Halep’te
Emperyalizm Libya’da istediğini aldı ve şimdi gündemde Suriye var. Yine Irish Times gazetesinden bir haber… 28 Temmuz 2012 tarihli ve Halep’teki çatışmaları konu alıyor.

Muhabir, Halep’e yetmiş kilometre uzaklıktaki bir Sünni kasabasından bildiriyor. Adının Ebu Mahmud olduğunu söyleyen bir kişinin sözlerini aktarıyor: “Kasabamız geçtiğimiz yıl Beşar’a ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı. Bir noktada gidip, Halep’teki kardeşlerimize yardım etmek istiyoruz.”

Ebu Mahmud, üç ay önce kurulan bir tugayın emrinde olduğunu söylüyor. Tugayın adı Liva el Umma, yani Ümmetin Sancağı. Lideri ise tanıdık bir isim: Mehdi el Harati… Hani şu New York Times’ın haberinde “cihatçı olmayan yabancı devrimci”lere örnek diye gösterilen, Libya’da Katar’dan aldığı eğitim ve silahlarla,  Abdülhekim Belhac’ın altında savaşan ve Amerikan istihbaratından aldığı paralardan payına düşeni Dublin’de çaldıran el Harati…

Sadece el Harati değil, Libya’da birlikte “devrim işi” yaptıkları İrlanda doğumlu kayınbiraderi Hüsan el Nacar’da orada… Halep’e 70 kilometre mesafede, Ümmetin Sancağı altında savaşıyorlar. Emrindeki İrlandalı askerlerden bir tanesi “Böylesine bir dehşet karşısında daha fazla dayanamadık” diye davalarının motivasyon kaynağını açıklıyor. Kayınbirader Nacar, Suriye’deki tugaylarında da çok sayıda doktor, mühendis vs. olduğunu söylüyor. “Devrime yardım için geldik buraya” diyor. Tıpkı bir buçuk yıl önce Libya’ya gittikleri gibi… Harati ise şu ana kadar tugayının 63 Suriye askeri öldürdüğünü ve üç kişi kaybettiğini ekliyor.

Mavi Marmara’yla başlayan kariyer
Hayır, El Harati’nin öyküsü burada da bitmedi. “Profesyonel devrimcilik” neymiş öğrenmek istiyorsanız, 38 yaşındaki bu yarı İrlandalı yarı Libyalı şahsiyetin yaşam öyküsüne bakın! Arabistanlı Lawrence’ın yaşam öyküsüne taş çıkartacak bir hikaye bu!

Aslında Türkiye vatandaşları El Harati’yi görür görmez tanımalıydı. Çünkü o 2010 yılının Mayıs ayında İsrail askerleri tarafından 9 kişinin katledildiği Mavi Marmara gemisinin yolcularından bir tanesiydi. Gemiden sedyeyle indirildi, ama İsrail askerlerinin saldırısında yaralandığı için değil, diyabet krizine girdiği için…

El Harati, Libya’da “devrim işi”ne girmeden önce Dublin’de savaş karşıtı “solcu” gruplarla bağlantı kurmuştu. “Devrim işi”ndeki kariyer basamaklarını da bundan sonra tırmanmaya başladı; Türkiye’de İHH’nın öncülüğünde örgütlenen Gazze’ye Özgürlük Filosu’na katıldı. Kampanya İsrail’in vahşi Gazze ablukasını protesto etmekten başka işlevlere de sahipti; bu işlevlerden en önemlisi Erdoğan’ın meşhur “van minüt temsili”ni tamamlamasıydı.

El Harati, İrlandalı savaş karşıtı gruplarla iyi ilişkiler kurdu, Mavi Marmara’ya bindi, İsrail askerleri gemide katliam gerçekleştirdiği sırada diabet krizine girdi ve Dublin’e bir kahraman olarak geri döndü. Ve bu eyleminin faydasını daha sonra fazlasıyla gördü.

Bir yıl sonra bu kez Libya seferine çıktığında İrlanda’da Savaş Karşıtı Hareket (IAWM), Ulusal Geçiş Konseyi’nin silahlandırılması ve uluslararası alanda tanınması çağrıları yapıyordu. IAWM, el Harati’nin Mavi Marmara kahramanı olmasını sağlayan şu “solcu” örgütlerden bir tanesiydi. Aynı IAWM, Mısır’a yapılan 1,3 milyar dolarlık ABD askeri yardımının “Libyalı savaşçılara” verilmesini talep ediyordu. NATO bombaları, Kaddafi’nin vahşice öldürülmesi de durdurmadı İrlandalı “savaş karşıtlarını”; Ulusal Geçiş Konseyi’ne destek olunması taleplerini yüksek sesle dile getirmeye devam ettiler.

Kim bilir, belki Harati Dublin’de ABD istihbaratının verdiği paralardan payına düşeni çaldırdıktan ya da Belhac’la birlikte girdikleri iktidar mücadelesini kaybettikten sonra bu desteklerinde bir azalma olmuştur. Ama Suriye’de “devrim”e canhıraş destek olduklarına şüphe yok. Ne de olsa el Harati’ler orada…

Onlar “Arap Baharı”nın profesyonel “devrimcileri”!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...